SON DAKİKA

KURBAN, ALLAHA YAKINLAŞMANIN VESİLESİDİR”

EKONOMİ, GÜNDEM, KÜLTÜR SANAT

Riskli gebelik takip edilmeli

Bu haber 24 Temmuz 2018 - 8:48 'de eklendi ve 102 views kez görüntülendi.

Sivas Numune Hastanesi Perinatoloji Uzmanı Dr. Cihan İnan, riskli gebelikle ilgili açıklamalarda bulundu.

Perinatoloji kliniğinde ayrıntılı ultrasonografi ile amniyosentez, kordosentez ve koryon villus biyopsisi gibi invaziv işlemlerin yapıldığını ifade eden Uzm. Dr. Cihan İnan, “Gebelik öncesinde hastaların detaylı değerlendirilmesi ve riskli görülen gebelerin daha sık takip edilmesini önermekteyiz. Gebelik sürecinde ise kadın doğum uzmanları tarafından takip edilen gebelerde tarama testlerinde yüksek risk çıkanlar, daha önce problemli gebelikleri olanlar ve ultrason incelemesinde anormal bulgu görülen gebeler perinatoloji uzmanlarına yönlendirilmektedir. Perinatoloji kliniklerinde ayrıntılı ultranosongafi ve invaziv tanı testlerinin yanında, fetal anemi gibi durumlarda bebeğe anne karnında kan transfüzyonu gibi işlemler gerçekleştirilmektedir” dedi.

 

Ayrıntılı ultrason ile ilgili bilgiler veren Uzm. Dr. İnan, “Ayrıntılı ultrason genellikle gebeliğin 18 ile 22. haftaları arasında yapılır. Bu haftalar bebeğin tüm yapılarının net bir şekilde görülebildiği haftalardır. Ancak bazı yapısal anomaliler ileriki gebelik haftalarında görünür hale gelebilir. Genetik bazı hastalıklarda hiçbir ultrasonografik bulgu olmayabilir. Hastalarımıza 11-14 haftalar arasında ikili tarama testini mutlaka yaptırmalarını önermekteyiz. İkili testte veya daha sonraki haftalarda yapılan üçlü ve dörtlü tarama testlerinde risk artışı görülen hastalar, kadın doğum uzmanları tarafından perinatoloji uzmanına yönlendirilmektedir. Bizim burada yaptığımız işlem öncelikle anne karnında bebeğin tüm yapılarını ultrasonla incelemek. Bazen soft bulgular dediğimiz kalpte parlak nokta, barsakta parlaklık veya kafa içerisinde koroid pleksus kistleri ile bebeğin hayatını olumsuz etkileyebilen kalp, beyin, batın ön duvar defektleri, yüz ve iskelet anomalileri gibi majör doğumsal anomalilerin önemli bir bölümünü detaylı ultrason incelemelerinde saptayabilmekteyiz” dedi.

 

Amniyosentez, kordosentez ve koryon villus biyopsisi işlemleri ile ilgili bilgiler veren Uzm. Dr. Cihan İnan şunlara değindi; “Tarama testlerinde risk artışı olup ultrasonda herhangi bir bulgu görülmeyen hastalarımıza da inzaviz tanı işlemi önermekteyiz. Çünkü anne karnındaki bebekte genetik hastalıkların tanısı ancak amniyosentez, kordosentez ve koryon villus biyopsisi dediğimiz invaziv işlemlerle mümkün olmaktadır. Koryon villus biyopsisi gebeliğin 11 ile 14. haftası arasında yapılır. Yaptığımız işlem bebeğin eşi dediğimiz plasentadan bir miktar aspire edip incelenmek üzere genetik laboratuvarına göndermektir. Amniyosentez ise halk dilinde su aldırma olarak bilinir, gebeliğin genellikle 15 ile 20. haftaları arasında, tercihen de 16. haftadan sonra yapılır. Bu işlem, yaklaşık 20cc amniyon sıvısı dediğimiz bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan örnek alarak yapılır ve alınan numune genetik laboratuvarına gönderilir. Daha ileriki gebelik haftalarında bu işlemler yerine kordosentez dediğimiz bebeğin kordonundan bir miktar kanı aspire ettiğimiz işlemi tercih etmekteyiz. Bu işlemlerin hepsi invaziv prosedürler olduğu için beraberinde bir miktar risk taşıyabilmektedir. Örneğin amniyosentez işleminde yaklaşık 300-350’de 1, hatta son yayınlanan yayınlarda 1000 gebelikte yaklaşık 1 gebelik kaybı riski olduğu bildirilmiştir. Bu risk hem koryon villus biyopsisi, hem de kordosentezde bir miktar daha fazladır. Bu işlemlerin hepsini kliniğimizde yapmaktayız. Aldığımız bu numuneleri genetik analizlerin yapıldığı, anlaşmalı bir genetik laboratuvarına göndermekteyiz. Zaman ilerledikçe yaptığımız invaziv işlem sayılarının daha da artacağını düşünüyoruz.”