DEMİRGİL: PADİŞAHLAR BİLE ZANAATKARDI | Sivas Olay Haber - Sivas Haber | Sivas Haberleri

SON DAKİKA

DEMİRGİL: PADİŞAHLAR BİLE ZANAATKARDI

Bu haber 23 Ocak 2020 - 7:32 'de eklendi ve 26 views kez görüntülendi.

Sivas Tesviyeciler, Madeni ve Oto Sanatkarları Esnaf Odası Başkanı Hakan Demirgil de “çırak” tartışmasına katılarak,  Osmanlı’yı dünya imparatorluğuna çeviren  padişahların her birinin  aynı zamanda zanaatkar da olduklarını belirtti. Bazı ebeveynlerin çocuklarını okullarında başarıya teşvik etmek için, ‘eğer okumazsan sanayiye veririm, eğer ödevini yapmazsan yazın berber çırağı olursun’ sözlerini sık sık kullandıklarını anımsatan Demirgil, “Padişahlar bile veliahtlık yıllarında  -sanat-zanaat eğitimi alıyorlardı. Ki bir çoğu bu meslekleri ile zaman zaman geçimlerini sağlamışlardır” dedi.

MESLEK ÖDÜLDÜR

Demirgil, meslek öğrenmenin ceza değil, ödül olarak görülmesi gerektiğini anlatırken, padişah 1. Mehmet’in yay ve kiriş, Fatih Sultan Mehmet’in bahçıvan, Sultan Abdülhamid’in de iyi bir marangoz ustası olduğunu vurguladı. Demirgil, “Veliahtlar, sadece devleti idare etmek amacıyla eğitilmezlerdi. Kötü günlere hazırlıklı olmaları için her biri aynı zamanda birer de zanaat-meslek öğrenilerdi” diye konuştu.

TATİLLERDE ZANAAT ÖĞRENSİNLER

Türkiye’de çok değil 30-40 yıl öncesine kadar ebeveynlerin çocuklarını yaz tatillerinde zanaat öğrenmeleri için ustaların yanlarına çırak olarak verdiklerini ve bu yolla yaşama hazırladıklarını  ifade eden Demirgil, “Bu gelenek ya unutuldu ya küçümsendi. Oysa berber çırağı, saat tamircisi, terzilerin yanlarına verilen, oto tamircilerinin yanlarında  çırak olarak çalışan bu çocuklar okullarında da çok başarılı oluyorlardı. İş disiplinini öğreniyorlar, helal kazancın tadına varıyorlar. Çocuklarınıza mutlaka bir zanaat öğretin” dedi.

GENÇ İŞSİZLER ORDUSU

Cumhuriyetin ilk yıllarında  zanaatkarların ülkenin büyümesine ve kalkınmasına önemli katkılarının olduğunu anımsatan Demirgil, sözlerini şöyle tamamladı:
“Almanya’yı  2. Dünya savaşından sonra meslek liseleri derleyip toparladı. Dünyanın sayılı kalkınmış ülkeleri arasına soktu. Ülkemizin, ilk yıllarında da  aynı yöntemle kurulan bazı okullar ekonomiye ve istihdama büyük katkı sağladılar. Ancak üzülerek görüyoruz ki, son on yıllarda bu durum tersine döndü. Arama eleman, tekniker- zanaatkar bulunmaz oldu. Üniversite diplomalarının sayısı artarken, kalifiye eleman sayısı da tersi oranda düştü.  Sadece  geçen yılın Ekim ayında 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 25,3 oldu. Bunun önüne geçmek için anahtar hamle çocuklarımızı meslek edinmeye yönlendirmektir. Yaz tatillerinde, ara tatillerde bir esnafın yanında çırak olarak çalışması, işi öğrenmesi, meslek öğrenmenin yanı sıra para kazanmanın zorluğunu, birlik ve paylaşım duygularını da çocuğa öğretir. Tabii ki okumak her zaman her şeyden önemlidir fakat diplomalı işsiz olmak genç işsizliği artırırken, gençlerimizin de psikolojilerinin bozulmasına neden oluyor. Hâlbuki esnafımız ona baba gibi işi öğretirken, onun bileğine de altın bilezik takmış oluyor.”