Bağlama: Bir enstrümandan fazlası… - Sivas Olay Haber - Sivas Haber | Sivas Haberleri
SON DAKİKA

Bağlama: Bir enstrümandan fazlası…

Bu haber 28 Mart 2022 - 10:08 'de eklendi ve 198 views kez görüntülendi.

Orta Asya’dan Anadolu’ya ve Balkanlar’a ulaşan coğrafyada, farklı şekiller ve adlar altında da olsa, binlerce yıldır duyguları ezgilere dönüştürmeye devam eden bağlama, bir çalgı aleti olmanın çok ötesinde, kültürel bir sembole dönüşmüş durumdadır. Öyle ki; Anadolu halk kültürünü bağlamasız, bağlamayı Anadolu’da yetişmiş ozanlarsız düşünmek imkansız hale gelmiştir. Bağlama demek; Karacaoğlan, Pir Sultan ya da Veysel demektir. Bağlama demek; asker uğurlayan anaların, gurbette sıla hasreti çekenlerin, sevdiğine kavuşamayanların duygularının dile gelmesi demektir. Kısacası bağlama demek; bu topraklardaki binlerce yıllık yaşamın, geleneklerin ve kültürlerin ifadesi demektir.

Kelimelerden önce ezgiler vardı duyguları dile getiren… ve her toplum kendi ezgilerini yaratırken, ait oldukları topraklara özgü müzik aletleri de bu ezgilere ses verdiler. Önceleri çok ilkel düzeyde olan bu müzik aletleri ise, zamanla, ustalarının hünerli ellerinde gelişerek bugünkü şekillerine ulaştılar. Anadolu’nun vazgeçilmez enstrümanı bağlama da, kopuzdan bugünkü modern haline, bir meşe, ardıç ya da dutun gövdesine can veren bağlama ustalarının gayretiyle erişebilmiştir.

Usta ve bağlama birbirine öyle bağlıdır ki, sadece sesini duysa, kendi bağlamasını tanır ustası. Ya da Sivaslı Şentürk Usta’nın söylediği gibi, hangi bağlamasının kimde olduğunu bilir. İçindeki coşkuyu da, acıyı da, sevinci ya da hasreti de işler ustalar sazlarına. O nedenledir ki, her yaptığı bağlama da birbirinden farklıdır. Ancak tüm bunlar, bağlamayı geleneksel usulle yapan ustalar için geçerlidir. Ne yazık ki; günümüzde, birçok el sanatı gibi, bağlama yapımcılığı da endüstriyel üretime yenik düşmekte, bağlamanın yüzlerce yıllık yapım teknikleri yok olmaktadır. Bugün, ülkemizde, geleneksel bağlama yapımıyla uğraşan ustaların sayısı parmakla gösterilecek kadar azalmıştır. Böylece, üzerinde hiçbir şey yazmasa dahi, her şeyiyle ustasının imzasını taşıyan bağlamalar da giderek tarih olmaktadır.

Yine de profesyonel müzik yapan bağlama virtüözleri ya da geleneksel usulle yapılan bağlamanın kalitesinin farkında olan bağlama tutkunları, çalmaktan ayrı bir tat alacakları enstrümanlar için geleneksel ustaların kapısını çalmaya devam etmektedir. Bunlardan bir tanesi de müzisyenin sesine göre saz yapan Şentürk Usta’dır. Bağlamaya bir insan gibi baktığını ifade eden Sivas’ın meşhur ustasına göre; bağlama kişiye özgü olmalı ve onu çalan kişiyle bütünleşmelidir. Örneğin, Usta, Aşık Veysel’e ait bir sazdan söz etmekte ve ne yapılırsa yapılsın onunla aynı tınıda bir başka bağlamanın yapılmasının mümkün olmadığını; Veysel’in sesinin o sazın içine işlediğini ifade etmektedir.

Geleneksel ustaların bağlama atölyeleri, sadece bir el sanatının devam ettirilmesi açısından değil, orada bir kültürün yaşatılması açısından da ayrı bir öneme sahiptir. Şentürk Usta’nın Sivas’taki atölyesi de, gerek bağlama tutkunlarının, gerek halk müziğine ilgi duyanların, gerekse de el sanatı meraklılarının uğrak mekanı olarak canlılığını korumakta; bir yaşam tarzının devamını sağlamaktadır. Ustayı ziyaret ve sohbet için atölyeye gidenler, kimi zaman yanlarında götürdükleri yiyecekleri orada diğerleri ile paylaşırken, ustanın ateşten hiç inmeyen çayını yudumlamakta, tavla oynamakta ve Anadolu kültüründen bir şeyler öğrenmektedir. Belki siz de, bir el sanatıyla birlikte, bir kültürü de yaşatmaya kendini adamış bu bağlama ustalarından birinin mekanını ziyaret etmeyi düşünebilirsiniz. Bağlama çalmanız da, bir şey satın almanız da gerekmez bu gönlü geniş ustaların misafiri olmanız için. Onların yaşatmaya uğraştığı bir geleneğin (belki de son) tanıklarından biri olabilmeniz için, “insan olmak” ve “insan sevmek” tek geçerli giriş kartınız olacaktır. İşte o zaman, bağlamasının Veysel için neden bu kadar önemli olduğunu daha iyi anlar ve onun şu dizelerini daha bir derinden duyumsayabilirsiniz:

Ben gidersem sazım sen kal dünyada hey/ Gizli sırlarımı aşikar etme hey/Lal olsun dillerin söyletme yâda hey/Garip bülbül gibi ahuzar etme hey!

Dr. Özlem Güneş Erdoğu[email protected]

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Ali Gündoğdu2 Nisan 2022 / 22:27Cevapla

Özlem Hanım Yüreğinize sağlık. Şentürk ustanın bağlama atölyesinde insanlığın ortak mirası Aşık Veysel Ustanın bağlamasının tellerine dokunduğunda Aşık Veysel Ustayı sanki kalbimde misafir etttim. Bağlamadan tellerin tınısından ustanın sesini de duydum.