İnce işlenmiş bir toplumsal roman: İnce Memed - Sivas Olay Haber - Sivas Haber | Sivas Haberleri
SON DAKİKA

İnce işlenmiş bir toplumsal roman: İnce Memed

Bu haber 03 Temmuz 2022 - 23:32 'de eklendi ve kez görüntülendi.

İlk kez bir Türk’ün, Yaşar Kemal’in, 1973 yılında Nobel edebiyat ödülüne aday gösterilmesinin
üzerinden neredeyse yarım yüzyıl geçti. Peki, bizler bu usta edebiyatçıyı yeteri kadar okuyup
anlayabildik mi? Gelin bugün biraz Yaşar Kemal’den, onun politik yönünün edebi eserlerine
nasıl yansıdığından konuşalım. Bunu da, Türk edebiyatının gelmiş geçmiş en büyük romanı
kabul edilen İnce Memed üzerinden yapalım.

İlk cildi 1953-1954 yıllarında Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilen ve 1955’te Türkiye’de
kitap olarak basılmasından kısa bir süre sonra, İngiltere’de bile best-seller listesine girmeyi
başaran İnce Memed, Yaşar Kemal’in kuşkusuz en ünlü romanıdır. Toros dağlarındaki bir
köyde yaşayan Memed adlı gencin dağa çıkışının ve efsanevi bir kahramana dönüşünün
öyküsünü anlatan İnce Memed, bütün bir Torosların, Çukurova’nın sosyolojisini yapan belge
niteliğinde bir eserdir. Yaşar Kemal, bu dört ciltlik romanında, köylülerin mutluluğunun önüne
geçen ağaları ve onlarla işbirliği içinde olan bürokratik zümreyi sert biçimde eleştirirken;
çocukluğunun ve ilk gençlik yıllarının geçtiği, köy köy dolaşarak halkbilim çalışmaları yaptığı,
tarlalarında, fabrikalarında çalıştığı, kısacası çok iyi bildiği Akdeniz bölgesinin Cumhuriyetin
ilk yıllarında nasıl bir toplumsal/sınıfsal yapıya sahip olduğunu, yöre insanın yaşayışını, töre ve
inanışlarını vermekle kalmayıp, okuyucuyu sık sık eski zamanlara da götürmekte ve böylelikle
yaşananların tarihsel bir bütünlük içinde kavranmasını sağlamaktadır.

Romanda işlenen temel politik tema, Kurtuluş Savaşı sonrasında Çukurova toprağının,
jandarma ve bürokratların da yardımıyla, ağalar/beyler tarafından halka zulüm uygulanarak
paylaşılması ve böylece yeni Cumhuriyet kurulduktan sonra da ezilmekten, sömürülmekten
kurtulamayan köylünün, yaşadığı sorunlara efsaneleştirdiği kahramanlar (eşkıyalar) aracılığıyla
çözüm aramasıdır. Yazar, dört cilt boyunca bu çözüm yönteminin bir sorgulamasını da
yapmakta ve bir bakıma, nasıl bir toplumsal mücadele verilmesi gerektiğini tartışmaktadır.
Romanda işlenen bütün politik konuların tartışılması bu küçük köşemizde mümkün
olmadığından, biz de yazımızı romanda işlenen bu “eşkıyalık ve toplumsal mücadele” olgusu
ile sınırlamayı tercih ettik.

Romanda, karşımıza farklı türde eşkıyalar çıkmaktadır. Bunlardan bazıları, ağalar tarafından
halka zulmetmekte maşa olarak kullanılmakta ya da ağalardan bağımsız olarak yaşayıp,
eşkıyalığı bir gelir kaynağı olarak kullanmakta, köylünün gelirine ortak olmaktadır. Gerçekten
de ağalarla eşkıyaların bir arada halkı ezmesi çok eskilere dayanan bir olaydır. Topladıkları
vergi karşılığında askeri hizmet veren memurlar, 16. yüzyıldan itibaren üzerlerindeki mali baskı
arttıkça, işlevlerini sürdüremez hale gelirler ve askeri tecrübelerini eşkıyalıkta kullanmaya
başlarlar. Bunun sonucunda da köylüler, bir yandan eşkıyanın, öte yandan da yeni toprak
sahiplerinin baskısı altında kalırlar. Yaşar Kemal de romanında, ağaların derebeylikten çıkarak
toprak zenginine dönüştüğü Cumhuriyet’in ilk yıllarında, eşkıyalık mekanizmasının zenginler
tarafından halkı ezmekte nasıl kullanıldığını anlatır: “…toprağı için canını dişine takıp vuruşan,
hakkını arayan halka karşı, dağlardaki eşkıyalar da bir zor silahı olarak kullanılır. Bunlar
dağlarda beslenir, yönetime karşı da korunurlar.(…) Toroslar eşkıyayla dolup taşar.”
Ancak, romanın kahramanı İnce Memed, bunun tam da zıttı olan bir eşkıyalık geleneğini temsil
etmektedir ve Toroslarda, bu geleneği sürdüren çok sayıda eşkıya yaşamıştır: “Yalnız Gizik
Duran (…) gibi kendi başlarına buyruk eşkıyalar, ağaların kışkırtmalarına aldırmamışlar,
eşkıyalara ve ağalara karşı fakir halkı ellerinden geldiği kadar korumaya çalışmışlardır.
Toroslarda ünlenmiş nice kanlının adı sanı unutulduğu halde bunların türküleri, daha dilden dile
dolaşır.”1 Bu bölümde tartışacağımız eşkıyalık türü, tam da bu ikinci tip eşkıyalıktır.
İnce Memed, yaşadığı bir haksızlık üzerine dağa çıkan ve sonrasında halk kahramanına dönüşen
bir eşkıyadır. Bu tip yarı efsane-yarı gerçek eşkıya figürü Türkiye’de Köroğlu ile
sembolleşmiştir ve benzeri figürlere dünyanın dört bir yanında rastlamak mümkündür. Eric
Hobsbawm, köylüyü koruyucu bir misyonu olan bu eşkıyalık türünü “toplumsal eşkıyalık”
olarak adlandırmaktadır. Toplumsal eşkıyalar, egemen zümreler nezdinde bir suçlu iken, halk
gözünde bir kahramandırlar. Köylünün içinden biri oldukları için ele verilmedikleri sürece
sıradan insanlardan ayırt edilemezler ve köylü tarafından benimsenip korumaya alındıklarında
yakalanmaları neredeyse imkansızdır. Efsunlu olmaları da aslında onların bu özelliğini
anlatmaktadır. Ayrıca, hepsi de İnce Memed gibi genç yaşta eşkıya olurlar.

Dilerseniz yazımıza burada, birkaç hafta sürecek bir ara verelim. Bu süre zarfında, henüz
okumamış olanlar İnce Memed’i bir solukta okurken; okumuş olanlarımız romanı bir kez de bu
açıdan düşünerek okuyabilirler. Yazımızın ikinci bölümü, böylece, herkes için daha keyifli
olacaktır. Hepinize, şimdiden, mutlu bir bayram diliyorum!

Dr. Özlem Güneş Erdoğu[email protected]

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.