
İnsanlık medenileşme adı altında toplu yaşamaya mecbur kaldığı günden buyana sömürüye açık kalmıştır. Geçmişte beden gücü sömürülen insanlar sahiplerinin bedensel güç gerektiren işlerini karın tokluğunu, öldürülme korkusu ile şiddet görerek yerine getirmek zorunda bırakıldı. Tarımsal faaliyetlerin gelişmesiyle insan yine toprak sahipleri tarafından sömürüldü. Sanayi devrimi ve beraberindeki gelişmelerle işveren işçiyi sömürdü. Bugün amacından çıkmış olsa da sendikal faaliyetler veya bazı siyasi akımlar buna bağlı gelişmiştir.
Bilgi çağıyla birlikte ise sömürü farklı bir boyut kazandı. Geliştirilen ürünlerin ihtiyaç duyulmasa da insana pazarlanması çok daha ince hesaplar gerektiren yeni sömürünü yöntemlerinin kapılarını araladı. İnsanlar sürekli otomobillerini yenilemek, evlerini genişletmek, telefonlarını değiştirmek, modaya uygun giyinmeye itildi, zorunlu tüketiciler haline getirildi. İnsan aslında gereksiz olan bu tüketim ve faturaları ödeyebilmek için çalışmak, kazanmak zorunda bırakıldı. İnsan en kıymetli hazinesi olan zamanı ona bağlı olarak da aslında ömrünü şirketleri adadı.
Sosyal medyanın gelişmesiyle sömürünü çok başka yerlere gitti. Geçmişte şirketler ürünlerini pazarlamak için radyo, televizyon, dergi vs gibi araçlarla tanıtım yapıyordu. Bu yöntem şirketler için oldukça maliyetli ve hedef kitle odaklı değildi. Sosyal medyanın gelişmesiyle işler değişti. Sistem iki yılda bir yenilettiği akıllı telefonları yüksek fiyatlarla insanların cebine soktu. Aslında, radyo, televizyon, dergi vs gibi araçları küçük bir cihazla ceplere sokmuş oldu. İnsanların bu cihazlarla arasında network oluşturabilmesi için interneti sattı.
Ceplerimizdeki akıllı telefonlar biz farkında olmadan bizim ihtiyaçlarımı tespit ediyor, tüketim alışkanlıklarımızı analiz ediyor ve en önemlisi neyi tüketmemiz gerektiğine karar veriyor. Cebimizdeki akıllı telefonlar bizi o kadar ili takip ediyor ki bizleri annemizden, babamızdan eşlerimizden bile iyi tanıyor. Telefonlarımızın kapalı olduğunu düşündüğümüz anlarda bile bizimle ilgili toplanan bu bilgiler şirketlere satılıp, şirketler çok daha düşük maliyetlerle direk hedef odaklı tanıtım yaparak ürettikleri ürünün hedefe ulaşmasını sağlıyor.
Sosyal medya sömürüsünde bir tamamen cehaletin ve cahillerin sermaye yapıldığı Influencer gerçeği var. Sosyal medya da ki takip edilme ve beğenilme hastalığını birkaç tık öteye taşıyan kişiler, tüm ahlaki ve etik değerleri bir tarafa itip, her türlü rezilliği normalleştirerek paylaşımlarını gelir kapısına dönüştürdüler. Milyonlara vatan takipçi kazanan bu kişiler ihsanımızın cahilliğinden istifade bilerek yada bilmeyerek yine şirketlerin sömürü çarkında dişli oldular. Influencerları ticari sömürü aracı olmanın ötesinde çok daha zararlı buluyorum. Bu kişiler şaklabanlık ve maymunluklarıyla dini, ahlaki, etik ve kültürel değerlere zarar verdikleri gibi, insanların vaktini gereksiz çalarak sömürülmelerinin yanında iş gücünün de zayıflamasına neden oluyorlar. Vergisiz kazançları ile ülke ekonomisine zarar veriyorlar.
Ne yazık ki son zamanlarda birçok devlet kurumu tanıtım adı altında Influencerlarla çalışmaktadır. Devlet ciddiyetinden uzak, vergisiz kazanç elde eden bu tipler valilikler tarafından tanıtım amaçlı kullanılmaktadır. Devletin bir kanadı hızla gelişen ve büyüyen bu alanla ilgili yaptırımlar uygulamaya çalışırken, yasa çıkartıp bu medya ağlarının başındaki dev küresel şirketlerini masaya oturtmaya çalışırken valiliklerin bile bunlarla iş yapması akıl alır gibi değil.
Aslında bu konu birçok alt başlığı olan bir makale ile ele alınamayacak kadar geniş bir konudur. Okurlarıma tavsiyem, düşünmenizi istedikleri gibi değil düşünülmesi gerektiğini gibi düşünün. Doğru ve yanlışlarınızı belirlerken sizi sömürmeye çalışan dış etkenlere dikkat edin. Sömürmeyin, sömürtülmeyin, devlet imkanlarını vergisiz kazanç elde eden zararlılara kullandırtmayın.




