reklam
reklam
DOLAR 44,6032 % 0.04
EURO 51,4525 % -0.03
STERLIN 59,0985 % 0
FRANG 55,7401 % -0.01
ALTIN 6.675,42 % -0,43
BITCOIN 68.994,52 3.24

Yorgun Bedenlerin Bahar Sığınağı / Nisan

Yayınlanma Tarihi :
Yorgun Bedenlerin Bahar Sığınağı / Nisan

Penceremin pervazına konan serçenin kanat çırpışında, henüz topraktan yeni başını kaldırmış bir nergis kokusunda ve gökyüzünün o nevi şahsına münhasır Nisan yağmurlarında devam eden bir davet var bugünlerde. Şairin dediği gibi, Nisan sadece bir ay değil; ruhun, evin ve kalbin yeniden çiçeklenmesi için açılmış bir parantezdir. “Sevgili Nisan,” diyoruz içimizden bir dua gibi, “Ruhumuzu, evimizi, kalbimizi, toprağımızı, hayatımızı çiçeklendir. Adını bahara yakıştır, bizi iyileştir.” Bu temenni, modern zamanın dişlileri arasında ezilen ruhun bir imdat çağrısıdır aslında.

Ancak bu bahar, her zamankinden biraz daha ağır, biraz daha mahcup geliyor kapımıza. Modern dünyanın soğuk metalik gürültüsü, etrafımızda patlayan bombaların uğultusu ve ekranlarımıza düşen çocuk çığlıklarıyla yoğrulmuş bir insanlık dramının gölgesinde açıyor çiçekler. Bir yanda kiraz ağaçları o masum beyazlığa bürünürken, diğer yanda toprağın rengi baharın yeşiliyle değil, hırsın, savaşın ve kanın kırmızısıyla boyanıyor. Modern dünya bize her şeyi hızlı tüketmeyi empoze ediyor sürekli; sevgiyi, dostluğu ve ne yazık ki ölümü bile… Sosyal medya akışımızda bir çiçek fotoğrafı ile bir yıkım görüntüsü arasında sadece birkaç milimetrelik bir parmak hareketi var sadece. Bu duygusal aşınma, insanın en büyük kaybı; duyarsızlaşmanın akıllara ziyan hâli pürmelalidir.

İşte böylesi bir ortamda Nisan, bir cerrah hassasiyetiyle müdahale ediyor hayatımıza. Modernitenin bizi hapsettiği betonarme yalnızlıklardan, hırsın ve hızın kölesi olduğumuz makamlardan, finans dünyasının albenisinden çekip çıkarmak istiyor bizi. Bahar, aslında tabiatın insana “Dur!” deme ihtarı gibi karşılamak istiyor insanı… Toprak, üzerine basan postallara, dökülen kanda boğulan sınırlara inat, her yıl aynı ısrarlı umutla yeniden yeşeriyor. Toprak küsmüyor. Toprak, üzerine ne kadar acı ekilirse ekilsin, bağrında sakladığı sevecen yaşama iksirini Nisan yağmurlarıyla birleştirip yeniden sağanak sağanak sunuyor insanlara.

Ve evimize döndüğümüzde Nisan’ın pencereden içeri sızan serinliği, tozlanmış kütüphanelerimizdeki kitapların arasından geçen bir ışık hüzmesi gibi ruhumuzu okşuyor. “Bizi iyileştir,” derken kastettiğimiz şey, fiziksel bir sağlığımız kadar kalbin paramparça olmuş ritmini bulması için yüreklerden yankılan bir dua oluyor. Sürekli bir yerlere yetişme telaşı, daha fazlasına sahip olma tutkusu ve bitmek bilmeyen başarı ve kariyer illüzyonu insanı kendinden uzaklaştırmaya devam ediyor. Nisan ise sadeliği sunuyor her yıl, yeniden ve yeniden. Bir fincan çayın buharında, taze koparılmış bir nane yaprağının kokusunda saklı olan ruhları sükûnete erdiren huzuru hatırlatıyor.

Eskiden bahar geldiğinde sokaklarda saklambaç oynayan çocukların kahkahaları, şimdi yerini dijital oyunların suni heyecanları arasına hiç girmiyor. Tüm bunlara rağmen toprağın kokusu değişmedi. Yağmur sonrası toprak kokusu, aslında dünyanın insanlara özünü hatırlatmaya devam ediyor. Bu koku, savaşın barut kokusunu silecek tek panzehirdir. Bir çocuğun çamurlu elleriyle diktiği bir fidan, tankların paletlerinden daha güçlüdür. Çünkü yıkmak bir anlık öfke, var etmek ise sabır dolu bir aşktır.

Nisan’ın adı bahara yakışıyor, evet. Ama bizim de bu yakışıklılığa bir karşılık vermemiz gerekiyor. Kalbimizi bir saksı gibi önümüze alıp, içindeki yabani otları yani kini, nefreti, modern dünyanın o sahte rekabet duygusunu ayıklamamızın vaktidir. İyileşmek; başkasının acısına körleşerek değil, o acıyı baharın şifalı eliyle sarmakla mümkündür. Evrensel bir ruhla, dünyanın neresinde olursa olsun dökülen kanın baharın neşesini gölgelediğini bilerek ama umudu asla elden bırakmayarak çiçeklenmekle…

Bugün, modern dünyanın tüm yapay ve yapmacık ışıltılarını bir kenara bırakıp, başımızı göğe kaldıralım. Nisan’ın o şifalı yağmuru yüzümüze değerken, sadece kendi hayatımızı değil, kuruyan tüm gönülleri sulamasını dileyelim. “Bizi iyileştir” duası, aslında “Bizi yeniden insani duygularımızla hemhâl eyle” demektir. Merhameti, adaleti ve zarafeti yeniden baş tacı ettiğimizde; Nisan sürüp giden hayatımızda sevginin, saygının ve yaşama azminin yeniden dirilmesinin mevsimi olacaktır. Ruhumuzun kuytularında saklı kalan küçük tohumun, tüm dünyaya yetecek kadar büyük bir ormana dönüşmesi dileğiyle…

Hoş geldin Nisan; ruhumuza, evimize, kalbimize ve bu yorgun dünyaya… Şifalar getir…

YORUM YAP