reklam
reklam
DOLAR 44,9329 % 0.1
EURO 52,6299 % -0.33
STERLIN 60,6692 % -0.11
FRANG 57,3491 % -0.26
ALTIN 6.830,51 % 0,29
BITCOIN 79.399,99 4.663

Toplumun vicdanı nerede kırıldı?

Yayınlanma Tarihi :
Toplumun vicdanı nerede kırıldı?

Şiddetin normalleştiği, adaletin tartışıldığı ve aile yapısının ekranlar üzerinden aşındırıldığı bir dönemde, toplumun vicdanı derin bir sınavdan geçiyor bu sıralar.

Önce Şanlıurfa’dan gelen bir haykırış, arkasından hemen ertesi gün,  Kahramanmaraş faciası; Bugünleri yaşamaya iki gün önceden mi başladık sanıyorsunuz?

Toplumlar bir anda bozulmaz.Çürüme dediğimiz şey, yavaş yavaş, fark edilmeden ve çoğu zaman alkışlanarak ilerler.Bugün televizyon ekranlarında izlediğimiz dizilerde şiddet sıradan bir unsur haline geldi.

Suç işleyen karakterler çoğu zaman “güçlü” ve “özgür” olarak sunuluyor.Kuralsızlık cazip, hukuk ise zayıflık gibi gösteriliyor.Her akşam izlenen bu senaryolar, farkında olmadan toplumsal algıyı yeniden şekillendiriyor.

İyinin değil, güçlü olanın kazandığı bir düzen zihinlere işleniyor.Mahremiyetin Çöküşü ve Ailenin Aşınması

Sabah kuşağı programları ise başka bir kırılma noktası…Bunudefalarca geçmişte ve dün yüzlerce kez yazdım, bu köşelerde. Ekonomiyi düzeltebiliriz, doları dövizi bırakın. Petrolü Mazotu düşünmeyin.

Hiç toplumu düşünmedik, mazotun doların fiyatını düşündüğümüz kadar.

Aile içi meselelerin, özel hayatın ve en mahrem konuların ekranlara taşındığı bu yayınlar, toplumun temel yapı taşını zedeliyor. Aile dediğimiz kavram; güven, saygı ve mahremiyet üzerine kurulur.

Ancak bu değerler, reyting uğruna göz ardı edildiğinde geriye sadece parçalanmış hikâyeler kalır. Toplumun en küçük birimi olan ailenin zayıflaması, aslında en büyük çözülmenin habercisidir.

Bir toplumun ayakta kalmasını sağlayan en önemli unsur adalettir.Ancak bugün, suç ve ceza arasındaki denge ciddi şekilde tartışılır hale gelmiştir.Basit bir suç karşısında hızlı ve sert kararlar alınırken,çok sayıda suç kaydı bulunan kişilerin serbestçe dolaşabilmesi, toplumda derin bir adaletsizlik hissi oluşturmaktadır.

İnsanlar artık hukuka güvenmek yerine, “başına gelmez umarım” düşüncesiyle yaşamaya başlamıştır.Bazı olaylar vardır ki sadece bir adli vaka değildir.Toplumun vicdanında derin izler bırakır.Aydınlatılamayan dosyalar, geciken adalet ve cevapsız kalan sorular…Bunlar yalnızca mağdurların değil, toplumun tamamının yüküdür.

Adaletin geciktiği her an, güven biraz daha azalır. Buünde en büyük tehlike, yaşananlara artık şaşırmamaktır.

Bir zamanlar infial yaratan olaylar, bugün sıradan haber başlıklarına dönüşüyorsa,orada sadece suç değil, vicdan da yara almıştır.Toplum; hukukla, ahlakla ve ortak değerlerle ayakta durur.Bu değerler zayıfladığında, geriye sadece güvensizlik kalır.

Sormamız gereken soru artık çok net:

Biz neyi kaybettik? Ve daha önemlisi, Kaybettiklerimizi geri kazanmak için gerçekten bir irademiz var mı?

Bu iradeyi ortaya koyabilecek, siyasi yada toplumsal yapılar, bu güçler karşısında ne kadar direnebilecek, ne kadar karşı koyabilecek, bunu öğrenmek artık mümkün de değil biliyor musunuz?

Çünkü şiddet sarmalı, artık şddet sarmalını besleyenleri sarmalamaya başladı.

En son Gülüstan Doku cinayetine bakın göreceksiniz..

Sağlıcakla kalın..

YORUM YAP