
Siyasette, ticarette ve toplum hayatında en tehlikeli duygulardan biri hırstır. Ondan daha tehlikeli olan ise kindir.
Halk arasında buna “deve kini” denir.
Eskiler, devenin yapılan işi yıllarca unutmadığını, zamanı geldiğinde de hesabını gördüğünü anlatırlardı. Ne kadar doğrudur bilinmez ama insan hayatında bunun örneklerine sıkça rastlarız.
Özellikle de siyasette…
Bugün dönüp Türkiye’nin son yıllardaki serüvenine baktığımızda, bazen aklıma şu soru geliyor: Acaba biz yatırımları mı kaçırdık, yoksa enerjimizi birbirimizle uğraşmaya mı harcadık?
Bir ülke düşünün…Ekonomisi bir tarafta can çekişiyor. Bir değil, iki tarafından devam eden kürsel güçlerin savaşı. Ama ülke de tarım can çekişiyor, işsizlik son yılların ortalamasının üstünde. Yatırım bekliyor. İstihdam bekliyor.
Yeni fabrikalar, yeni projeler, yeni ufuklar bekliyor.
Ama ülkedeki siyasi aktörler ve bazı çevreler bütün enerjilerini üretmeye değil, hesaplaşmaya ayırıyor.Bitmeyen bir kinin, birtmeyen bir ihtirasın mücadelesi kırıp döküyor.
Adalet, safari avında avcının mermisinden kurtulmaya çalışan geyik gibi saklanarak dolaşıyor. Neden acaba;? Utancından olabilir mi? Bir makamı kaybetmenin öfkesi, her türlü çılgınlığa ve illegaliteye döküyor insanları. Sokaklar gereksizce, geriliyor.
Bitmeyen bir seçim yenilgisinin, nedense bugüne kadar sirayet etmeyen sancısı, bugün mahkeme koridrolarında depreşiyor. Sıradan bir seçim yenilgisinin kırgınlığı… Koltuğa tekrar oturabilme hayalini süsleyen sihirbazların, şapkadan kuş çıkartma seramonisine katılım sağlayan yancıları..
İşte deve kini bu olmalı.
Bir koltuğa oturamamanın hırsı…
Bir zamanlar aynı masada oturup sonradan yolları ayrılanların bitmeyen hesapları…Yıllar geçiyor ama bazı defterler kapanmıyor
İşte o noktada deve kini devreye giriyor.
Bir başarı alkışlanmak yerine küçültülmeye çalışılırsa…Kaybedenler kişiler olmuyor, koskoca bir ülke ve hazinesi oluyor.
Kaybeden kişi değil, ülke olur.
Her zaman söylüyorum, bu ülkenin en büyük sorunu çoğu zaman para falan değildir. Ekonomi bile değildir. Bu ülkenin sorunu; ahlaksızlaştırılan ahlak sorunu, bu ülkenin sorunu; adaletten uzaklaşan adalet sorunu, bu ülkenin sorunu, akıldan ve bilimden uzaklaşan akıl sorunudur.
Asıl sorun, aynı hedefe yürümesi gereken insanların farklı yönlere ip çekmesidir.
Oysa devletler, ülkeler, hükümetler kişilerin ömründen daha uzundur.
Bugün makamda olan yarın olmayacaktır. Ne yaparsanız yapın asla ve katta olmayacaktır. Kim olursa olsun, uzantısı, dosyası, bilimum tedrisatı ne kadar dolu olursa olsun, bugünün muhalif düşüncesi, yarının ikitdar düşüncesi olacaktır.
Bugün muhalif olan yarın yönetici olacaktır.
Bugün eleştiren yarın eleştirilecektir.
Ama geride kalan hep aynı ülke olacaktır.
Deve kininin kimseye, deveye bile faydası olmamış ki; ülkemize olsun..




