
Bir şehirden kimler geçmedi ki, akıllardan kalan ve kalacak olan kaç kişi var derseniz? Bir elin sayılı parmaklarını geçmez.
İlk akılda kalan galiba; taraflı tarafsız ve sonunda anlayabilenin, tanıyabilenin aklında yer eden bir Muhsin Yazıcıoğlu olur herhalde. Birde Belediye hizmetleri konusunda, ayrı bir parantez açmamız gereken bir Belediye başkanımız olmuştur. Şahit olmadığımız ama geçmişi ile, günümüzde de yaşayabilen bir belediye başkanı daha..
Diğerleri gelmiş ve geçmiştir.
Ayrıca birde kimilerimiz için önemli olan isimler vardır, yada toplumun farklı kesimleri, farklı düşünce siyasi yapıları için.. Ama hepimiz için önemli olan, olabilen kaç isim vardır.
Kimi gelir, görev yapar ve gider. Kimi ise hakikaten bir iz bırakır da geçer..
Hafta içinde bu isimlerden birisi geldi geçti Sivas’tan.. Bu isim Salih Ayhan’dır şüphesiz..Kısmet olmadı biraraya gelip, “Hoş geldiniz” diyebilmek, mazur görsün, ne programdan haberimiz oldu, ne etkinliklerde. Garip bir şehir işte, garip olduğumuz için, Garibana sahip çıkanı daha çok seviyor olsak gerek.
Salih Ayhan’ın Sivas hikâyesi, makam değişimlerinden ibaret bir bürokrasi süreci değil; süreklilik taşıyan bir devlet-hizmet-insan odaklı duruştur. Bildiğim kadarıyla Sivas tanışıklığı Altınyayla Kaymakamlığı ile başlayan, Divriği’de derinleşen, vali yardımcılığı ve İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği ile kurumsal hafıza kazanan ve nihayet valilik makamında tamamlanan bir yolculuk…
Bugün Türkiye ve Türk Milleti için, değer pozisyonlarından birisinde. Milli Savunma Bakan yardımcımız.. Önemli ve kutal bir görev..
Kelimelerimi, cümlelerimi, ne demek istediğimi anlamak için projelere ve onların gerekçelerine bakmak gerekir.
Ancak benim için bu hikâyenin ayrı bir yeri var.
Kendisi benim geç üniversite dönemimde “Türkiye’nin Siyasi Yapısı” derslerinde hocamdı. Hayatın farklı dönemlerinde yollarımız kesişti. Tv Yayıncılığımızda defalarca program konuğum oldu. Daha da ötesi var, oğlumun nikâh şahididir. Bu yüzden bu satırlar yalnızca bir bürokrat değerlendirmesi değil; şahsi bir tanıklığın da ifadesidir. Benim içinde oldukça da farklı bir yeri vardır.
Ama bu yazı, “Benim için” yazısı değil, “Sivas için” yazısıdır. Anlatayım..
Her program dolu dolu geçen, kimi zaman saatlerin dakikaların yetmediği projeler. Anlatmakla bitmeyen, şehre değer katan projeler..
Sivasîn özgüven projesi olan Yıldızdağı Kış sporları ve Turizm Merkezi, Altınkale Termal Tesisleri, Et ve Süt Tesisleri, Buriciye İş Ortaklığı, Tarımsal Üretim ve Katkı Merkezleri, kalkınmada öncelikli iller projesinde önemli bir merhale olan, ciddi teşvik kapsamında istihdama son derece faydalı 6.Bölge, aklımda kalabilenler.
İnsan odaklı olabilmenin sosyal boyutunu, 4 Eylül Stadyumuna taşıyan “Minikler Takımına Sahip Çıkıyor” Projesi ile Kırsalda yaşayan çocukların sporla ve sosyal hayatla buluşturulması, aidiyet duygusunun güçlendirilmesi… Bu proje, rakamlarla değil, dokunduğu hayatlarla anlam kazandı.
İnsan odaklı yönetim tam da budur.
Devlet ciddiyetinden taviz vermeden halkın içinde olmak.
Yeri geldi tarlada, yeri geldi bir makinenin başında işçilerle. Taşlısokak’ta yürüyen, Altuntabak’ta simit fırınında çay içen, Cuma Pazarı’nda selam veren bir yönetici profili çizdi.
Toplumun farklı kesimlerini ayrıştırmadan, kapsayıcı bir üslupla temas kurdu. Esnafın, sanayicinin, köylünün gönlünde yer bulmasının nedeni de buydu.
Sivas hafızası şunu kaydedecektir:
Bu şehirden bir Salih Ayhan geçti.
Ve bazı insanlar yalnızca görev yapmaz; hayatlara da dokunur.




