
Geleneksel medyanın yerini hızla yeni medyaya bırakmasıyla birlikte, toplumun rol model olarak benimsediği saygın tiplemeler de köklü bir dönüşüm geçirmiştir. Eskiden bilgi, birikim ve temsil yeteneği ile öne çıkan kişiler örnek alınırken, günümüzde bu yerini yalnızca çok takipçisi olan sosyal medya fenomenlerine bırakmıştır. Sürekli takip etme ve takip edilme arzusu, uzmanlar tarafından artık hastalık boyutunda bir bağımlılık olarak tanımlanmaktadır. Öyle ki sosyal medya bağımlılığı, yakın bir tarihe kadar psikolojik bir sorun olarak değerlendirilirken, bugün bilimsel olarak görüntülenebilen nörolojik bir bozukluk olarak ele alınmaktadır.
Yeni medya olarak adlandırılan sosyal medya, toplumun okuryazarlık anlayışını da köklü biçimde değiştirmiştir. Bilginin yerini haz, bilgi aktarımının yerini eğlenceli ve yüzeysel paylaşımlar almıştır. Gerçeklik önemini yitirirken, “ne doğru?” sorusunun yerini “ne hissettirdi?” sorusu almıştır. Bir paylaşım eğer takipçiyi eğlendiriyorsa, içeriğin gerçekliğini sorgulama ihtiyacı büyük ölçüde ortadan kalkmaktadır.
Eğitici ve bilgilendirici içerikler üreten, ciddi emek ve maliyet gerektiren yapımlar; yerini çoğu zaman eğitimsiz kişiler tarafından amatörce hazırlanan, kısa ve ucuz içeriklere bırakmıştır. Çok tıklanan bu niteliksiz üretimler, niteliksiz kişileri de bir anda tanınmış hâle getirmekte ve “influencer” olarak adlandırılan yeni bir otorite türü yaratmaktadır. Bu kişiler, bilgiye değil etkileşime dayalı bir güç elde etmekte; toplumun değer yargılarını, dilini ve davranış kalıplarını doğrudan etkilemektedir.
Sosyal medya fenomenlerinin toplum üzerindeki zararları bu noktada daha görünür hâle gelmektedir. Bilgi kirliliği, yüzeysellik, emek ve liyakatin değersizleşmesi, rol model kavramının bozulması bu zararların başında gelmektedir. Gençler için başarı; üretmek, öğrenmek veya katkı sağlamak değil, görünür olmak ve izlenmekle eşdeğer hâle gelmektedir. Bu durum uzun vadede toplumsal üretkenliği ve eleştirel düşünme becerisini zayıflatmaktadır.
Daha da kaygı verici olan ise, bu fenomenlerin şehirlerin tanıtımında ve kamusal projelerde kamu kurumları tarafından bilinçsizce kullanılmaya başlanmasıdır. Şehirlerin tarihi, kültürel ve toplumsal birikimi; birkaç saniyelik videolara, abartılı mimiklere ve yüzeysel anlatımlara indirgenmektedir. Kamu eliyle yapılan bu tercihler, ciddiyet ve güven duygusunu zedelediği gibi, kamunun saygınlığını da popülerlik uğruna aşındırmaktadır. Bir şehrin tanıtımı, geçici etkileşim uğruna kültürel hafızasından koparılmakta; kalıcılık yerine anlık beğeniler hedeflenmektedir.
Bu dönüşümün en tehlikeli boyutu ise, kamu görevinde bulunan kişilerin temsil ettikleri makamların ağırlığını göz ardı ederek sosyal medya diliyle var olmaya çalışmalarıdır. Öğretmenlerin sınıftaki rehber rolü yerine sosyal medya figürüne dönüşmesi, belediye başkanlarının hizmet üretmekten çok içerik üretmeye odaklanması ve özellikle valilerin devlet ciddiyetini unutarak sosyal medya şaklabanlığına yönelmesi, kurumsal otoriteyi ciddi biçimde zayıflatmaktadır.
Valilik makamı; devletin vakarını, tarafsızlığını ve sürekliliğini temsil eder. Bu makamın popülerlik arayışıyla sosyal medya trendlerine eklemlenmesi, devlet-toplum ilişkisini sıradanlaştırmakta ve itibarsızlaştırmaktadır. Devlet adamlığı; alkış toplamak değil, güven vermekle ölçülür. Ancak influencer mantığıyla hareket eden yöneticiler, uzun vadeli sorumluluklar yerine anlık beğenileri öncelemekte, temsil ettikleri makamın ağırlığını kişisel görünürlüğe feda etmektedir.
Kontrol edilemeyen bu dönüşüm, basit bir iletişim değişimi değil; ciddi bir toplumsal vakadır. Kültürel dejenerasyondan inanç dünyasına, eğitimden asayiş algısına kadar pek çok alanda tehdit oluşturmaktadır. Toplumun rehberlere değil fenomenlere, bilgiye değil gösteriye yönlendirildiği bu düzende; saygınlık, liyakat ve sorumluluk kavramları hızla aşınmaktadır.
Bu nedenle yeni medyayla mücadele etmek değil, onu bilinçli ve sınırlı kullanmak zorunludur. Aksi hâlde devletin ciddiyeti, eğitimin ağırlığı ve toplumun ortak değerleri; birkaç saniyelik videoların ve sanal alkışların arasında kaybolmaya devam edecektir.




