reklam
reklam
DOLAR 46,2665 % -0.02
EURO 53,6768 % 0.14
STERLIN 62,1538 % -0.1
FRANG 58,3436 % 0.45
ALTIN 6.399,71 % 1,95
BITCOIN 65.151,91 1.165

Beyaz Bir Sükût: Ve Kar Yağıyor Yine…

Yayınlanma Tarihi :
Beyaz Bir Sükût: Ve Kar Yağıyor Yine…

Bugün şehir, o alışıldık hırçın kimliğinden sıyrılıp masalsı bir sessizliğe bürünmeye başladı. Yılın ilk karı, göğün sabır kapılarından süzülerek indi yeryüzüne. Beton yığınlarının, ruhsuz beton binaların, cam balkonların ve egzoz dumanıyla boğulmuş caddelerin üzerine “incecikten bir kar” düştü. Bir itirazdı bu aslında; hıza, hırsa ve insanın bitmek bilmeyen o hoyrat telaşına karşı asil bir itiraz. Kar, yalnızca coğrafyayı değil, zamanın sert köşelerini de örtmeye başladı bugün. Başlar öne eğildi, adımlar mahcup bir ritme büründü. Zira kar yağarken konuşmak, o muazzam sükûta karşı yapılmış bir nezaketsizliktir kanımca…

Kış, insanın kendi iç âlemine yaptığı zorunlu ama şifalı bir hicrettir. Yazın dışarıya ve kalabalıklara karışan ruh; kışın soğuğuyla içeriye, kalbine yönelir insanın. Sokaklar boşaldıkça zihnimizin odaları dolar. Eskiden soba başlarında kurulan uzun hayaller, şimdilerde yüksek katlı rezidansların cam kenarlarında birer sızıya dönüşüyor âdeta. Ve ne dün ne de bugün “içe kapanma” ihtiyacı hiç değişmiyor aslında. O nedenledir ki kar yağarken insan, aynaya daha çok benzer. Bakmak zorunda kalır kendine. Susmak zorunda. Çünkü bazı hakikatler ancak sessizlikte duyulur.

Kışla en çok söyleşenler, anlaşan ve anlayanlar kuşkusuz yaşı kemale erenlerdir. Pencere kenarında duran bir çift yaşlı göz için kar, bir mevsimden ziyade bir muhasebedir. Geçen yılların, kaybedilen dostların ve biriken anıların hesap dökümüdür, gökten elif elif dökülen her bir taneyle. Onlar bilirler ki; tohum en çok karanlıkta ve karın o koruyucu soğuğunda neşv ü nemâ bulur. Bu yüzden korkmazlar kıştan. Bilirler ki; baharın müjdesi, kışın sadakatinde gizlidir. Onlar için kar, bir son değil, yeni bir oluşun beyaz kefenidir.

Peki ya bugünün gençliği? Onlar için bu beyazlık, ekseriyetle dijital bir ekranın yakaladığı estetik bir kare. Hızla tüketilen, beğeni alınabilmek için bir manzaradır kar. Oysa kar, bir seyirlik değil, bir değişimdir. Sezai Karakoç’un o sarsıcı ifadesiyle; “Karın yağdığını görünce / Kar tutan toprağı anlayacaksın /Toprakta bir karış karı görünce / Kar içinde yanan karı anlayacaksın” Biz bu sesi kaybettik. Şehirlerin yapay ışıkları altında karın o muhteşem çekiciliğini görmez olduk. Yan yana dairelerde, birbirine değmeyen hayatlara mahkûm kaldık artık. Her ev müstakil bir ada, her insan kendi yalnızlığının açmazındaki biçare…

Şehir bugün ilk kez bu kadar kırılgan, ilk kez bu kadar mahzun görünüyor. Beyazlık her şeyi eşitliyor; fakir mahallenin çürük çatısını da lüks sitenin bakımlı bahçesini de aynı şefkatle sarmalıyor. Unuttuğumuz o eski komşulukları, paylaşılan bir bardak sıcak çayın samimiyeti, “nasılsın” sorusunun o ısıtan gücünü özletiyor. Kar, aslında üzerimizi örtmüyor; bilâkis, ne kadar üşüdüğümüzü bize hatırlatıyor.

Ve kar yağmaya devam ediyor, ısrarla, vakarla ve usulca… Kış, kalbin kendine sarıldığı o en kuytu menzildir. Bu beyazlığın tam ortasında insan, hayata karşı değil, hayata rağmen dimdik durmayı öğreniyor. Çatıların saçaklarından sarkan buzlar gibi keskinleşiyor zihin; berraklaşıyor ve sadeleşiyor. Bazı meselelerin çözümü onların üzerine gitmekte değil, üzerini örtüp dinlenmeye bırakmaktadır; tıpkı tabiatın yaptığı gibi.

Hadi bu akşam evlerimize dönelim. Işıkları söndürüp sadece sokağın o turuncu ışığında dans eden kar tanelerini izleyelim. Kelimeleri yoralım biraz, sessizliği dinlendirelim. İçimizdeki kışın, ruhumuzu iyileştirmesine izin verelim. Unutmayalım ki; en güzel çiçekler, karın altında sabırla bekleyenlerdir. Bahar elbet bir gün çıkıp gelecektir, ama evvelâ bu karın sesini, bu sessizliğin muazzam derinliğini idrak edelim.

Çünkü kış, insanın kendi içindeki o sönmeyen ateşi keşfetmesi için verilmiş bir fırsattır.

Ve kar yağmaya devam ediyor…

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.