reklam
reklam
DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

Mehmet Cemil Efendiyi bilir misiniz?

Yayınlanma Tarihi : Google News
Mehmet Cemil Efendiyi bilir misiniz?

Türklük şuuru olmayanlar, Mehmet Cemil Efendiyi bilmezler. Bilseler de söylemezler. Onlar için bir Yunanlı, Türk’ten önce gelir.

Nedenini hiçbir zaman bilmeyeceğiz, bilmekte istemiyorum. Ama böyle işte. Kurdun köpeği, köpeğin kediyi  hiçbir zaman sevmediği gibi, sevemediler bizleri nedense.

Çok mu önemli, yok canım.. Farenin dağa küsme hikayesi bunların ki.

Gelelim hikayemize.

Bilmeyenler için ben anlatayım. İstanbul’un işgal yılları. Koskoca Osmanlı İmparatorluğu’nun kala kala elinde bir avuç toprak kalır. Başta Mısır, Kıbrıs, Kuzey Afrika, Sina Yarımadası, Balkanlar teker teker terkedilir ve Osmanlı Devleti’nin hazinesinde kalan 3-5 kuruş’ta İşgal Devletleri koordinesinde yönetilen, Düyun’u Umumiye kontrolünde, kaybedilen savaşların tazminatları olarak ödenir. Böyle yokluk ve sefalet içinde bir miras vardır önümüzde.

İstanbul’da işgal kuvvetleri İngiliz Komiserliği, diğer işgal devletlerinin askerlerinin beslenme ve barınmalarını da Osmanlı hazinesinden karşılarlar.

Yani Anadolu’nun sefalet içinde ki gariban halkı, müstemleke devletlerinin iaşesini karşılamaktadır. Halk bıkkın, bezgin ve yorgundur. Açtır, yokluk içindedir. Ama size o yılları, öyle anlatmazlar bunlar…

Size kahramanlık masalları falan anlatırlar ya. O koskocaman bir yalandır. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemi gerçekten perişanlık içinde geçmiş ve Türk Milleti, özellikle işgal altındaki bölgelerde yaşayan insanlar,  görülmemiş soykırımlara maruz kalmıştır.

İşte böyle bir durumda, İstanbul caddelerinde müstemleke devletlerinin askerleri devriye atmaktadır.

O dönem Fransız sömürgesi olan Senegal’in  Senagal’li askerleri, Gülhane Parkında bir Türk kadına şerkeşlikte bulunurlar. Yani taciz etmeye çalışırlar.

Üstelik alkollü olan Senegalli 8 askerin, bu saldırısı ve davranışlarını gören, 19 yaşında ve çiçeği burnunda yeni polis memuru  Mehmet Cemil, silahını çıkartır ve sekiz Senegalli işgalci polisin üçünü yaralar. Diğeri kaçıp giderler.

Durum önce İngiliz İşgal Komiserliği ile Fransız Büyükelçiye bildirilir. İşgal zamanında Osmanlı Devletine ait polisler silah bulunduramaz ve silahlı gezemezler. Silah taşımaları bile izne tabidir.

Fransızlar, derhal Osmanlı Devleti nezdinde girişimlerde bulunarak, Mehmet Cemil’in yakalanarak kendilerine teslim edilmesini isterler.

Polis Müdürü Nureddin Efendi, bir yazı çıkartarak, Mehmet Cemil’in tutuklanmasını ve Fransızlara teslim edilmesini ister.

Sonunda yakalanan Mehmet Cemil, 10 yıl kürek cezasına çarptırılarak Fransız Guyana’sına gönderilir.

Orada çok ağır işkence ve muamaleye maruz kalan Mehmet Cemil, Mustafa Kemal Atatürk’ün girişimleriyle 1929 yılında Fransız Guyana’sından alınarak yurda döner.

Soyadı da bizzat Gazi Mustafa Kemal tarafından verilir. Eryürek. Mehmet Cemil Eryürek olur.

Tabi ağır şartlarda yaşaması ve ciğerlerinin son derece zayıf düşmesi sonucu çok fazla yaşayamaz ve yurda döndükten sonra 1943 yılında vefat eder.

Neden yazdım bunu biliyor musunuz?

Türklük şuuru doğuştan genetik kodlama ile işlenmediyse, sonradan balyozla da çaksanız olmuyor. DNA’lara bir türlü işlenmiyor. Zoraki gülümse gibi, zoraki milliyetçilik de sırıtıyor, yakışmıyor..

Rüzgarın döndüğünü hissedip, ruhunu rüzgara döndürenlere ithaf olsun..

Sağlıcakla kalın..

 

YORUM YAP