reklam
reklam
DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

Merhaba Ya Şehr-i Ramazan

Yayınlanma Tarihi : Google News
Merhaba Ya Şehr-i Ramazan

Yoktan var eden Rabbimize hamd olsun… Âlemlere rahmet olan Efendimize selam olsun…

Evet, yeniden ve bir kez daha… “Merhaba Ya Şehr-i Ramazan” diyoruz.

Ömrün belirli noktaları vardır, zamanın işaret taşlarıdır o vakitler… Ömür dediğimiz süreci gün be gün tüketirken, içerisinde savrulup nefsimize cazip gelen ve çekici olan onlarca şeye kapılıp sürükleniyoruz. Bu yolculuk boyunca akıp giden zamanın işaret levhalarıyla karşılaşırız zaman zaman. Bir uyarıcı olarak yol aldığımız güzergâhta, belirli kavşaklarda, virajlarda önümüze çıkarlar. Ve her bir işaret levhası, üstadın dediği gibi “durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak” der gibi, bundan sonra nasıl gitmemiz gerektiğine dair ipuçları koyarlar önümüze…

Ömür, bir yoldur aslında, insanda bu güzergâhtaki bir yolcu…

Ve yolun kuralları vardır, kazasız belasız gideceğimiz hedefe sağlıklı ve güvenle ulaşabilmemiz için. Yol boyunca önümüze uyarıcı, bilgilendirici, dikkat çekici ve bu yolda nasıl gitmemiz gerektiğini hatırlatıcı levhalar uyarır durular hep. Yolculuk süresince ola ki keyfimize göre davrandığımızda bir ikaz olarak dikkatimizi çeker, kendimize gelmemiz için hatırlatır.

Hayat yolculuğunun uyarı levhalarından birisi yine bugünlerde önümüzde işte…

İşte hayat yolculuğumuzun bu senesinde de bir kez daha kendimize dönüp düşünmemiz için, silkinip kendimize gelmemiz için tek tek birer gece olarak içerisinden geçerek geldiğimiz Regaip, Miraç, Berat gecelerini yaşayarak ve nihayet bir ömre eşdeğer süreye denk gelen yani bin aydan daha hayırlı olan Ramazan’a ulaştık şükür ki… Bir uyarı mevsiminin bereketli dönemecindeyiz işte…

Daha kaç kandil ve Ramazan’la karşılaşırız bu yolculukta, bilemeyiz.

Hiç şüphesiz ki ömür tükeniyor ve yol devam ediyor son durağa doğru… Ramazan bir fırsat, bir uyarı durup düşünmemiz, tefekkür etmemiz ve kendimize gelmemiz için… Ramazan ve oruç, hayat yolculuğumuzu yeniden gözden geçirebilmemiz için içerisinden geçtiğimiz bir dönem daha doğrusu bir duraktır. Bireyin kendisine helal olan ve hayatın zaruri ihtiyacı olan şeylerden kendisini belirli bir zaman diliminde yani imsak vaktinden iftar vaktine kadar mahrum etmesi için verdiği sözdür; ruhen, bedenen ve zihnen varoluş nedenine matuf yaptığı bir eylemdir. Oruç bir nefis terbiyesidir insan için. Toplumsal manada ise yardımlaşmanın, dayanışmanın yaşandığı, bir ve beraber olmanın hep birlikte tezahür ettiği bir duruş mevsimidir. Komşumuzla, akrabamızla, hastalarımızla, yoksullarımızla ve hepsinden öte mahzun ve mazlum coğrafyayla gönül bağı kurmamız, onları bir kez daha hatırlamanın, onlar için bir şeyler yapabilmenin gerektiği günlerdeyiz.

Ömrümüzün her yılında, ardımızda bıraktığımız senenin muhasebesini yapmak, bugünü değerlendirmek ve geleceğimize yön verebilmek için bir yeniden gözden geçirme zamanıdır ramazan… Kendimize ve çevremize bakmamız ve neler yapıp neler yapmadığımızın kendi iç dünyamızda hesabını yapmamız için bir fırsattır bu dönem. Kişiden aileye ve topluma topyekûn olarak kişisel hayatımızdan cemiyet hayatımıza yeni baştan çekidüzen verme zamanıdır aslında.

Biliyoruz ki bir ölümlü dünyada yaşıyoruz. Bizim için belirlenen ömür dediğimiz yaşama sürecimiz bizim bilemediğimiz bir anda kapımızı çalacak ve bu geçici dünyada buraya ait tüm kazanımlarımızı, birikimlerimizi bırakarak, sonsuz olan bir dünyaya hesap vermek üzere gideceğiz. Oraya götüreceğimiz şeyler dünyalık kazanımlarımız olmadığını hepimiz biliyoruz. Oraya götüreceklerimiz, o dünyaya has olarak yapabildiklerimizdir. Bu dünyaya neden ve niçin geldiğimizin ve ne için yaşamamızın gerektiğini, yapmamız ve kaçınmamız gerekenleri bilmemiz ve ona göre yaşayarak hazırlıklı gitmemiz gerektiğini hepimiz biliyoruz ve bunların neler olduğunu da.

İşte varoluş nedenimize yönelik bu sorumluluklarımızı yapıp yapmadığımızı, öbür dünyaya gitmeden önce bir kez daha değerlendirme mevsimidir ramazan ve oruç… İmsak vaktinden iftar vaktine kadar aç ve susuz kalarak nefsimizi teskin etmeyi; hayır, hasenat ve zekâtlarımızı vererek toplumsal ve sosyal yardımlaşma, dayanışmanın ve paylaşmanın erdemine kavuşmayı ve hepsinden öte bizi yaratana “kul” olabilmenin şuurunu idrak edebilme mevsimidir ramazan ve oruç. Çünkü âlemlere rahmet olarak gönderilen peygamberimiz efendimize ilk vahiy bu ayda gelmişti. Bu ayda peygamberimiz ve insanlık ilk emre muhatap olmuştu. O ilk emir ki “Oku… Seni yaratan Rabbinin adıyla oku…” Ve Kuran-ı Kerim’in ilk suresi hamd ile başlar, esirgeyen ve bağışlayan rabbimize kulluk bağlığımızı ve duamızı ederek nihayet erer. “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Hamd; Âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. (O Allah) Rahmân ve Rahîm’dir. Din (ödül ve ceza) gününün sahibidir. (Ey Allah’ım) Biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Sen’den yardım dileriz. Bizi dosdoğru yola ilet. Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna ilet, gazaba uğrayanların ve sapıkların yoluna değil…(Amin)”

Rabbim hepimizi salih kullarından eylesin. Bağışlasın. Ramazan ayı mübarek olsun.

YORUM YAP