
Sevinçte, kıvançta, hüzünde, eleştiride, övgüde, yergide hepsinde bir ölçü olması lazım. Ölçüyü doğru belirlersek yaptığımız yorumun, ortaya koyduğumuz tezin bir manası olur, diğer türlüsü günlük kahve muhabbeti… Bu nedenle transfer tahtasının açılmasına karşı vereceğimiz tepkinin de ilk maça yaklaşımımızın da ölçüsü ne, ona bakacağız bugün…
Geçtiğimiz hafta kaleme aldığım yazıda demiştim ki ‘işbaşındaki yönetim transfer tahtasını açmamak üzere oluşan mutabakatla kuruldu. Bu sezon amaç mevcut kadro ile ligde kalıp borç yükünü eritmek. Fakat Başkan Özçoban’ın Rey Manaj ve İsmet Taşdemir’e karşı ayrı bir zaafı var. Takımın tamamından vazgeçer Manaj’dan vazgeçmez. Benim gördüğüm Taşdemir de ne yapıp ne eder transfer tahtasını açtırır. Üç gün sonra tahta açıldı, dört gün sonra dört tane transfer yapıldı…
Ben şimdi iyi oldu, kötü oldu demiyorum lakin benim bu konuya baktığım ölçü yukarıda dile getirdim baştaki mutabakat. Bu nedenle ben çok sevinemiyorum. Zira Sivasspor benim tuttuğum takım değil, tutulduğum takım. Haliyle sadece bugünü değil geleceğini de düşünerek bakıyorum olaylara. Keşke en azından Ocak ayına kadar tahta açılmadan ilerlenseydi. Geçmiş yönetimlerin Murat Dizdar’a kurdurduğu sistemin sonucunda akademide bin bir emekle yetiştirilen çocuklar forma şansı bulsaydı.
Hele transfer tahtasının açılması için akademinin ürünü Emirhan gibi takımın geleceği genç futbolcuların satılarak Amilton gibi, Süleyman gibi jübilesi gelmiş futbolcuların Emirhan’ın beş katı fiyatına transfer edilmesine top yekûn karşıyım. Bir kez daha altını çizmek istiyorum, bu zihniyet dönüşümünü yapmaz isek borç yükünü sadece şehir desteği ile eritemeyiz tam tersi içinden çıkılmaz hale gelir …
Gelelim Erok maçına; Derler ya ilk maçın günahı olmaz, ben de böyle bakıyorum. Geçtiğimiz sezon Erok ile oynadığımız maç ile kıyaslarsak bizim kadronun on ismi aynen sahadayken Erok’ta o kadrodan sadece üç oyuncu vardı. Bu fotoğraf bize şunu söyledi. Biz birlikte oynama alışkanlığı olan oturmuş bir takımken rakip henüz hazırlık aşamasında. Bunun sonucu olarak biz daha derli toplu oynadık, pozisyonlar bulduk, rakibi zorladık, üç puana biz yaklaştık fakat üretemedik.
Takımın en iyisi Bekir ve Etemi’ydi. Bekir iyi çalışmış fit ve etkili, Etemi ise kreatif tek adamımız. Yeni transferlerden Amilton istekli göründü. Salih ise bildiğimiz gibi. On numara oynar, kenar oynar, duran top kullanır. Girdikten sonra kaleye attığı şut ve kullandığı köşe vuruşu ile bu özelliklerini Yiğidolara gösterdi. Etemi’ye iyi yedek olacak. Takımın en vasat, en gamsız, en zayıf adamı takımın en maliyetli futbolcusuydu. İlk maç ölçü olmaz ama daha iyi olan ve umut veren bizdik…




