reklam
reklam
DOLAR 31,3820 % 0.45
EURO 34,0727 % 0.53
STERLIN 39,7995 % 0.53
FRANG 35,5400 % 0.56
ALTIN 2.102,95 % 2,44
BITCOIN 1.983.873 1.674

Sivas’ın 108. günü ve Mustafa Kemal

Yayınlanma Tarihi :
Sivas’ın 108. günü ve Mustafa Kemal

Tarih 15 Mayıs 1919! Türk tarihi için kara bir gün. Yunanlılar İzmir’i işgal etti!
İşgal haberi Sivas’ta büyük etki yarattı ve üzüntü ile karşılandı. Anadolu’nun işgal yüzü görmemiş ve kurtuluş günü olmayan nadide kentlerinden birisi olan Sivas İzmir’in işgaline büyük bir tepki gösterdi.
16 Mayıs 1919:
Vilayet-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti’nde (Doğu İllerinin Millî Haklarını Koruma Derneği) toplanarak 17 Mayıs 1919 günü büyük bir miting düzenlemeyi kararlaştırdılar.
Vilayet-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti Sivas Şubesi Başkanı ve Sivas Müftüsü Abdurrauf (Sarısözen)
17 Mayıs 1919:
Sivas’ta muhteşem bir kalabalıkla işgali telin eden bir miting düzenlendi. Resmi tarihimiz mitinge katılımı onbinler olarak yazıyor. O dönem için büyük bir rakam!
22 Mayıs ve 4 Eylül 1919’da işgale karşı ikinci ve üçüncü mitingler düzenlenecektir. Bu mitinglere de müthiş kalabalıklar katılacak ve işgal telin edilecektir. Sivas son derece hassas ve tepkilidir.
Tarih 27 Mayıs 1919:
Sivas’ın önemli konuğu vardır. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basan ve kurtuluş ateşini yakan Mustafa Kemal Paşa Sivas’a gelecektir. Samsun’a ayak basan Mustafa Kemal Paşa Amasya’dan sonra Sivas yoluna düşmüştür. Binlerce insan büyük bir heyecan içerisinde Mustafa Kemal Paşa’yı karşılar ve bağrına basar.
Mustafa Kemal Paşa 27 Mayıs’ı 28 mayıs’a bağlayan geceyi uykusuz geçirir. Ortalık karışıktır ve Mustafa Kemal paşa’nın tutuklanması için girişimler vardır. Vilayet-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti bu duruma şiddetle karşılık verir. Mustafa Kemal Paşa sabahın ilk ışıkları ile Erzurum’a yola çıkar.
23-27 Temmuz tarihleri arasında Mustafa Kemal Paşa Erzurum’da kalır. Erzurum Kongresi yapılır. Ancak Paşa bu süreçte Sivas delegeleri ile sürekli bir araya gelerek Sivas’ta yapılacak kongrenin hazırlıklarını başlatır.
2 Eylül 1919 Sivas’ta büyük bir heyecan vardır. Mustafa Kemal Paşa yeniden Sivas’a gelmektedir. Sivaslılar coşku ve heyecan içerisinde Paşa’yı karşılar ve kent Mustafa Kemal’i adeta bağrına basar.
Düşünün: Sivaslı bir genç kız, çeyizinden çıkardığı yatak örtüsünü getirerek Mustafa Kemal Paşa için hazırlanmış yatağın üstüne örtmüştü. Sarı renkli, atlas yastığın üzerine koyu renkli ibrişimle ve eski harflerle işlenmiş şu dize göze çarpıyordu:
“Cihȃnın cȃnına mağrȗr olup incitme insanı/Süleyman-ı zaman olsan bırakırsın bu eyvȃnı.”
4 Eylül -19 Eylül tarihlerinde Cumhuriyetin kuruluş temelini oluşturacak kararların alındığı Sivas Kongresi yapılır. Sivas Kongresi, Millî Mücadele yıllarında düzenlenen 28 kongre içinde tek millî kongredir. Vatanın bütünlüğünü ve milletin bağımsızlığını sağlamayı amaç edinmiştir. Bu da tarihte bize ayrı bir gurur verir.
Mustafa Kemal Paşa tam tamına 108 gün Sivas’ta kalacak ve Milli Kurtuluş hareketini Sivas’tan başlatacaktır. Yani Sivas Ankara’dan önce Cumhuriyetin ilk başkenti olacaktır.
Gördüğünüz gibi, Milli kurtuluş hareketinin ateşenin yakıldığı, mücadele kararlarının alındığı, Cumhuriyetin temellerinin atıldığı kentin adı Sivas’tır.
Ne mutlu bize değil mi?
Sivas Türk tarihi için en önemli kentlerden birisidir derken hiç bir şekilde boş konuşmuyoruz. Türk tarihi Sivas’ı şanıyla şerefiyle zaten yazıyor.
Sıra ile yazalım: Sivas Hititlerin stratejik kalesi, Kadı Burhâneddin, Danişment, Eretna Beyliği’nin başkenti, Selçuklu Devleti’nin bir dönem Başkenti, Osmanlı İmparatorluğu’nun eyalet merkezi.
Yazılı tarihimiz Sivas ve bölgesinde Türk varlığının 1064’lerde Türkmenlerin yerleşmeye başlaması ile belirgenleştiğini, 1071 Malazgirt Zaferi’nin ardından tarih süzgecinde Türk ili olarak kaldığını yazar. Öncesi mutlaka vardır ama net tarih bize bu bilgileri verir.
Selçuklu ile Türk boylarının gelip yerleştiği Sivas tam bin yıldan beri Türk’ün kalesi, bel kemiği olmuştur.
Geçtiğimiz günlerde Sivas Mustafa Kemal Atatürk’ü tam 108 gün boyunca konuk etmenin o şerefli günlerini kutladı.
Sivas kuruluşa verdiği destek kadar kurtuluşa’da ev sahipliği yaptı. Bugün Sivas’ın Türk tarihinin bütün izlerini taşıması bu nedenledir.
Şimdi soracağım önemli soru şudur:
Türkün tarihine damga vurmuş bu kadim kent neden bu kadar yalnızlığa itilmiştir?
Neden Sivas Cumhuriyet tarihin içinde kara günler yaşayan kent haline getirilmiş, Sivas’a neyin bedeli ödetilmiştir?
Sivas Cumhuriyetin kuruluş yıllarında hak ettiği Devlet yatırımlarını almış sonra neden unutulmuştur?
Devlet yatırımları özelleştirilen Sivas özel sektör yatırımlarında neden cazibe merkezi haline getirilememiştir?
Soru çok cevap vermekte zorluk çekiyorum.
Ama Sivas’ın artık gerçekten silkelenip kendisine gelme zamanı çoktan geçmiştir.
Sivaslı hak ettiğini istemek, bunu yaptıracak güce ve kudrete erişmek zorundadır.
Bugün bir sivas içerde, dört Sivas’ta dışarda yaşamak zorunda kalıyor ve topraklarımızın hasretini çekiyorsak Sivaslı da şapkasını önüne koyup düşünmelidir.
Yiğidin harman olduğu yerdenim demekle bu işler olmuyor. Yiğitlik memlekete sahip çıkmakla olur. Kuru kuru kurbanın olayım demekle değil (!)
Sivaslı bunu becerdiği anda Sivas bir değil dörtbaşı mamur bir kent olacaktır.
Biz de gurbette “Açtı mı ola Sivas’ın gülü yaprağı” dinleyerek avunmayacağız!
Söyleyecek çok sözümüz, yazacak çok satırımız var ama zamana bırakalım.
Şimdilik o 108 günün keyfini çıkartalım.
İlk başkent olmanın gururunu yaşayalım.
Bu gurur bize Sivaslıya çok yakışıyor….

YORUM YAP