reklam
reklam
DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

Temiz eller

Yayınlanma Tarihi : Google News
Temiz eller

Bu kelimeler bazen kirli ellerin, kiri örtbas etmek için kullandıkları kelimelerdir. Öylesine, sıradan söylenmiş kelimeler değildir. Bilerek ve isteyerek kullanılır.

Bilin ki, bu kelimeleri kullananların, kıyıda köşede kalmasını istedikleri muhakkak vardır.

İtalya’da meşhur Temiz Eller operasyonu yapıldığı sıralar,o zamanki Hürriyet gazetesinde  gazeteci Nilgün Cerrahoğlu ile o dönemin meşhur savcısı Die Pietro’nun bir röportajı vardı.

Şöyle soruyordu gazeteci.

Sayın Pietro, siz bu adına Temiz Eller operasyonuna başladığınızda, çok hızlı ilerleme kaydettiniz. Bakanlar milletvekilleri, sSpor kulübü başkanı, medya patronları, bankacılar, hızla gözaltına almalar, ancak ne olduysa birden yavaşladı ve durdunuz?

Ne oldu da böyle hızlı başladığınız bir operasyonu kesintiye uğrattınız.

Şöyle diyordu, Meşhur Savcı Die Pietro.

”Biz bu operasyonlara başladığımızda halktan umulmadık destek gördük, ne var ki bir süre sonra,bu destek yeriniş tepkilere bırakmaya ve  halktan tepkiler gelmeye başladı.

Bir süre sonra bu tepkiler o kadar şiddetlendi ki, kendi kendimizin frenini vermek zorunda kaldık. Acaba bir bir yer de yanlış mı yapıyorduk. Bu soruyu kendime çok sormuşumdur. STK’lardan, halktan gelen bu tepkiler üzerine bir araştırma yapınca şunu gördük.

Sistem kendini beslerken, halkı da besliyordu. Kendisi kürekle alırken, halka da bir çay kaşığı da olsa yolsuzluk   pastasından bir dilim veriyordu.

Postacı Lamberto, oğlunu işe sokarken rüşvet vermişti. Çamaşırcı Armondo,  tarım üretimi amaçlı bir proje üzerinden devletten haksız yere teşvik almış ve bununla Çamaşırhane’sini büyütmüştü. Fırıncı Benito ise, bedava verilmesi gereken okul kitaplarını satarak haksız kazanç elde etmişti. Hakim Enrica rüşvet karşılığında uyuşturucu  satıcılarına göz yuman polislerin davasında tarafları serbest bırakmıştı.

Natalina, sahte diploma ile okullarda ders veriyor, Agata hakkı olmadığı halde sosyal yardım alıyordu.  Terzi Romola, iki kat müsadesi olan arsasına dört kat inşaat yapmıştı.

Yani sistem kendisi kadar günahkar bir halk beslemişti. Bizler bu operasyonlara devam ederken, kendi çapında günaha bulaşan herkes, suçlu olduğunu biliyor, ancak daha büyük suçlardan kendisine sıra gelmeyeceğini düşünüyordu.

Ancak hiçte öyle olmadığını görünce, telaşa düşerek, toplumsal bir reaksiyon gösterisi başladı ve tepkiler arttı. Konu aslında budur.

Sistem herkesi kendi çapında suça bulaştırmıştı. Kaygı da korku da buydu.

İbretlik değil mi?

ASLAN GİBİ KAYBETMEK

Birgün ormanda ağır yaralı bir aslan aç bir kurt karşılaşırlar.

Aslan  içinden der ki” Biliyorum bu kurtla kapışırsak beni parçalayacak. Durumum oldukça ağır. Ama kaybedeceğim bir mücadelede olsa, aslan gibi durmalıyım” der.

Kurt ise şöyle düşünür. “Normal zamanda olsa bunun karşısına çıkmak haddim değil, biliyorum ağır yaralı. Bir kere saldırsam öldüreceğim. Ancak o bir aslan ve yine de aslan gibi duruyor”

Hayat böyle kaybedip kazanmak var. Ancak kaybederseniz aslan gibi kaybedin. Alçalmayınız..

Bir insanın tercihlerini hangi yönde kullanmadığı değil, hangi yönde kullandığı önemlidir. Tercihleri şekillendiren önkabuller ve çıkar çalışmalarıdır.

Çünkü çıkarınızla çatışan her olgu, nefret adı altında karşı tarafa geçer.Toplumsal reaksiyondan korkup ya da çekinip, açıkça  nefret diyemezsiniz de, tercih dersiniz. Aslanla kurtun kavgası aslında budur.  Onların çatışmalarının hayattan derslere konu olması gerekir.

Günümüz siyasetçilerinin asla öğrenip sınıf geçemedikleri hayati bir derstir bu.

Tercihi değişenlerin bu kararının etik ya da ahlaki olup olmadığının önemi olmaz.

Toplumsal faydanın zarar görüp görmeyeceği daha önemlidir.

Sağlıcakla kalınız..

 

YORUM YAP