
Kar, kış, kıyamet dediğimiz şehrimize en çok yakışan havaların kendini gösterdiği ilk günde, sahada da takvimin son yapraklarına geldiğimiz günlerde bize yakışan bir mücadele izledik. 2025 yılına saha içi anlamda kötü bir başlangıç yapmıştık herşeyiyle; bu yüzden alınan 3 puan, tabelaya yansıyan bir galibiyetten öte, moral hanesine yazılan küçük bir artıydı. Ancak bu galibiyetin kalıcı bir iyileşme mi yoksa anlık bir nefes mi olduğunu konuşmak zorundayız.
Rakip Bandırmaspor’un ciddi oyun eksikliği sorunu olduğu bir karşılaşmada, maçı kazandıran ana faktör tecrübe oldu. Maçın özellikle geçiş anlarında, tempoyu düşürme ve skoru koruma refleksi, bu sezon nadir gördüğümüz bir olgunluk örneğiydi. Ancak bunu bir oyun üstünlüğü olarak okumak fazlasıyla iyimser olur.
Performans açısından baktığımızda yine kronik sorunlarımızla yüzleşiyoruz. Oyun kalitesi hâlâ istenen seviyede değil. Yerleşik savunmadan hücuma geçişlerde bağlantı kopuk, üçüncü bölgede üretkenlik sınırlı ve hücum setleri ezberden uzak. Merkez orta saha hâlâ yeterince dinamik değil; özellikle ikinci toplarda ve pres kırma anlarında yaşanan aksaklıklar dikkat çekiyor. Mevki bazlı eksiklikler ve rol tanımlarındaki belirsizlik, oyunun sürekliliğini baltalıyor.
Mental anlamda da hâlâ kırılgan bir yapıdayız. Skoru aldıktan sonra oyunu domine etmek yerine, refleks olarak geri yaslanan ve risk almaktan kaçınan bir takım görüntüsü verdik. Bu durum, rakibin eksiklerine rağmen oyunu koparamamamıza neden oldu. Yine de bu kez fark yaratan detay, bitiricilik oldu. Daha önce vurup da gol bulamadığımız pozisyonlarda, bu maçta top ağlarla buluştu.
Savunma hattı adına olumlu şeyler söylemek mümkün. Bloklar arası mesafeyi koruyan, alan daraltmayı daha doğru yapan ve rakibe merkezden pozisyon vermeyen bir yapı vardı. Kanat beklerinin kontrollü oyunu ve stoperlerin doğru kademe anlayışı sayesinde, neredeyse pozisyonsuz tamamlanan bir 90 dakika izledik. Orta alanda top kayıplarının görece azalması, oyunun dengesini lehimize çevirdi. Hücumda ise ayakta kalmaya çalışan, mücadele eden bir yapı vardı.
Sezonun bu bölümünde, bu maç belki de “nasıl kazandığının” değil, “kazanmanın” önemli olduğu maçlardan biriydi. Ancak artık zaman, bu galibiyetle yetinme zamanı değil. Bundan sonrası, alınan 3 puandan çok daha kritik kararların, çok daha büyük hesapların devreye girdiği bir süreç.
Bugün itibarıyla geçmişi unutmak zorundayız. Sadece skorları değil; yanlış tercihleri, hatalı planlamaları, kaçırılan fırsatları da… Hem de her şeyiyle. Çünkü bu takımın önünde, bu galibiyetten çok daha büyük bir sınav var. Ve o sınav, sadece sahada değil; akılda, planlamada ve cesarette kazanılacak.




