reklam
reklam
DOLAR 43,4327 % 0.04
EURO 52,1438 % 0.45
STERLIN 60,1607 % 0.34
FRANG 56,6933 % 0.41
ALTIN 7.709,42 % 2,75
BITCOIN 88.084,45 -1.119

Aynı Film, Aynı Son Olmasın

Yayınlanma Tarihi :
Aynı Film, Aynı Son Olmasın

Kırmızı beyazlılar için 2025 yılı, sadece ligden düşülen bir yıl olmadı; her anlamda aşağıya çekildiğimiz, ayakta kalmaya çalıştığımız bir yıl oldu. Düşen yalnızca takım değildi; şehir olarak düştük, tribün olarak düştük, psikoloji olarak düştük. En kötüsü de şuydu: Düştük ama düşmeyi kabullenemedik. Ne lige alışabildik ne de karşılaştığımız takımlara… Kimi zaman isimlerini telaffuz edemedik, kimi zaman etmek bile istemedik. Çünkü biz hâlâ başka bir aynaya bakıyorduk.

Elde avuçta ne varsa onunla yola çıkıldı. Plansızlıkla zorunluluk iç içe geçti. Sakat oyuncular alındı, formsuz oyuncular alındı, isimsiz ama “tutarsa” diye umut bağlanan oyuncular alındı. Ancak futbol matematiği acımasızdır; dikiş tutmadı. Üstüne bir de transfer yasağı eklendi derken 2026’ya nasıl girdiğimizi anlayamadık. Zaten tuzumuz yoktu. Aşağı baksan sakal, yukarı baksan bıyık… Kıpırdayacak alan bırakılmadı.

Artık tadı, tuzu bir kenara bırakma zamanı. Bu takımın ya tutarsalara değil, gerçekçi ve akılcı hamlelere ihtiyacı var. Öncelik çok net: Transfer yasağı çözülmeden hiçbir şey konuşulmaz. Bu iş, bireysel çabalarla değil; şehrin büyüklerinin, akil insanlarının, kulübe gönül veren herkesin elini taşın altına koymasıyla çözülür. Çünkü sahaya çıkacak oyuncudan önce masadaki dosyalar temizlenmeli.

Transfer konusu ise tam bir mayın tarlası. Menajer sezonu açıldı, YouTube’dan oyuncu linki atma dönemi başladı. Ama artık “transfer olsun diye transfer” yapacak tek bir kurşunumuz bile yok. Çok bölgeye oyuncu lazım olabilir ama nokta atışı şart. Direkt oynayacak, fizik olarak hazır, mental olarak bu şehrin ağırlığını kaldırabilecek, Sivas’ın ayazına da tribünün sabrına da alışacak oyuncular alınmalı. Rakiplerin yaptığı transferleri elbette kıskanacağız ama kendi kimliğimizi kaybedecek bir yarışın içine de girmemeliyiz.

Bu noktada Mehmet Hoca faktörü çok önemli. Oyuncu portföyünün genişliği ve doğru profil seçimi bu yarım sezonun kaderini belirleyecek. Dinamik, oyunun iki yönünü oynayabilen, özellikle üçüncü bölgeye nokta isimler olmazsa olmaz. Pres gücü olan, geçiş oyununu doğru oynayan, top bizdeyken ne yapacağını bilen oyuncular şart. Aksi halde çöpe atılacak tek bir liramız bile yok.
Devre arasını kendi yağımızda kavuracağız. Kampın Sivas’ta olması hem avantaj hem dezavantaj. Avantajı; oyuncular şehre alışacak, dezavantajı; ağır şartlar. Ama artık bahaneye yer yok. 25 yaş altı, gelişime açık oyuncular bulmak devre arasında zor ama imkânsız değil. Zor olanı başarmak zorundayız çünkü geleceğimiz, bugünü doğru kurmamıza bağlı.

Bir kez sınıfta kaldık, ligden düştük. Transfer yaptık, yine sınıfta kaldık. O zaman şimdi dersimize adam gibi çalışalım. Bu yarım sezon, yeniden ayağa kalkmanın, kimliğimizi hatırlamanın sezonu olsun. Unutmayalım: Bu şehir çok daha karanlık günlerden çıktı. Bu arma, küme düştü diye küçülmez. Tribün susarsa takım düşer, tribün inanırsa takım ayağa kalkar.Şimdi omuz omuza durma zamanı. Akılla, sabırla, inatla…

Çünkü biz düştüğümüz yerden kalkmayı bilen bir camiayız. Ve bu hikâye burada bitmez.

YORUM YAP