
Ben en çok neye üzülüyorum biliyor musunuz?
Borç batağındaki takıma, her türlü maddi ve manevi desteği verip,kulubü daha büyük sıkıntılardan kurtaran, Başkanı Burak Özçoban’a ve bu “rezil” futbola rağmen, takımını sırf “armaya olan aşk’nedeniyle” destekleyen 3-4 bin gercek Sivasspor taraftarına…
Yoksa gerçekten böyle ruhsuz ve futboldan uzak şahıslardan oluşan bir takımı bırakın desteklemeyi,izlemek bile insana işkence gibi geliyor.
Son oynadığı 3 maçtan birini kazanıp,ikisindede berabere kalan Sivasspor için “Maddi sıktıntı kalktı,birkaç tanede takviye yapıldı,özlenen Sivasspor gelecek mi” derken,Sarıyer maçında yeniden fabrika ayarlarına döndü!
Maçın 90 dakikasına bakıldığında neredeyse kaptan Uğur’un dışında canla başla oynayan yok gibiydi. 11 kişilik futbol takımında bu kadar çok kötü oynayan oluncada yenilgide kaçınılmaz oluyor rakip 10 kişide kalsa…
Onun için ben sadece fedakar Sivasspor başkanına ve Sivasspor’u her zaman destekleyen birkaç bin taraftara üzülüyorum.
Transfer yasağı kalkıp,Rey Manaj ve ikide takviye yapınca “Play off garanti ama ilk iki olabilir mi”diyenlerin sayısı çoktu.
Bu sarıyer maçı bize şunu net olarak gösterdi ki,Sivasspor’un işi üst tarafı yakalamak değil,alt taraftan kurtulmaktır.
Amed ve Pendik maçlarında galibiyete daha yakın görünen ancak hakemler tarafından doğranan Sivasspor’un Sarıyer maçından galibiyet alacağı düşünülüyordu ama gercçek hiçte öyle olmadı.
Maçın son 15 dakikasını bir kişi fazla oynayan Sivasspor’un ilk yarıda Ethemi’nin direkten dönen korner atışından başka gole yaklaştığı pozisyon yok desek abartmış olmayız.
60. dakikada geriye düşüyorsun,80 de rakip 10 kişi kalıyor ve beraberliği yakalamak için hiçbir şey yapmıyorsun,yapamiyorsun…
Ruhsuz ve kabiliyetsiz topluluğunu görünce,ister istemez insanın aklına “Bu takımın rahat kazanacağı tek Adana Demirspor maçını mı?” sorusu geliyor.
Bu takımı kuran ve bu futbolcuları transfer edenler şimdi kına yakabilirlir!!!




