
Bu yazıyı kaleme alırken kaç kere yazdım, kaç kere sildim, kaç kere düşünüp tuşlara dokundum bilmiyorum. Zira geride bıraktığımız süreç ve özellikle son iki hafta nasıl ifade edilir, hangi kelimelerle anlatılır, bir türlü karar veremedim.
Sezonun başı kaostu. Ligin başlamasından bugüne kadar toparlanamadığımız, belli bi seviyeye gelemediğimiz bir gerçekti. Ancak hepimiz bu haftaları umutla bekliyorduk.Bizimle karşılaşana kadar ligin dibine demir atmış Ümraniye, Bolu ve Van maçlarını kazanarak bir seri yakalar, haneye dokuz puan yazar ve bu ritimle ligin ortalarına demirleriz diye hayal etmiştik. Hevesimiz de hayalimiz de kursağımızda kaldı.Ümraniye’de dağıldık, Bolu karşısında krize girdik. Bolu maçını izah edecek bir mazeret yok.Ben kırk kere düşündükten sonra kendimi ancak “Bu işin de bir adaleti var.” demekle ikna ettim.
Sebebi şudur: Geçtiğimiz on iki haftada hiçbir varlık gösteremeyen, hatta geri gelişi bile hata olan İsmet Taşdemir gitti. Yerine Çavuş geldi. Maç başlamadan Çavuş’un ilk icraatını gördük. Binbir emek ve zorlamayla forma giymeye başlayan Oğuzhan ve Yusuf Kefkir’i kulübeye çekti büyük hocamız.
İyi de neden? Nedenini izah edebilecek tek bir futbol gerçeği bile yok, iddialıyım. İsmet Taşdemir, bir türlü istikrar sağlayamadığı orta saha için ortalama bir düzen tutturmuştu. Antalya maçında üç puanı getiren, Keçiörengücü’nden yoklar arasında bir puan çıkaran, Pendik’e dört atan takımın orta sahasında Muhammet ve Oğuzhan vardı. Gelir gelmez bu ikiliyi bozdun Çağdaş Efendi! Birini kendince zorunluluktan savunmaya çektin, diğerini kulübeye aldın. Sol bekte haftalardır kendini ispatlamak için ileri geri ter döken Yusuf’u kulübeye aldın, sağ bekten sol bek yapmaya çalıştın.
Eee, garibanın da bir sahibi var. Gayretullaha dokundu! Son haftalarda orta sahayı tek başına kapatan Oğuzhan’ın yokluğunda orta saha yol geçen hanına döndü. On dakikada iki gol yedin. İlk yarım saatte üç farklı geriye düştün ama VAR imdadına yetişti. Sonrasında da maçı çeviremedin…Çağdaş Hoca’nın geliş hikâyesi ise bize krizin daha da derin olduğunu, yönetimsel bir krizin de varlığını gösterdi. İsmet Hoca’dan sonra kulüpten, takımı Bolu maçına Ziya’nın hazırlayacağı açıklandı. Akşamına Çağdaş Hoca geldi.
Çağdaş Hoca Sivaslı. Daha önce yardımcı antrenör olarak Sivas’ta görev yaptı. Kendi adına çalışmaya başladıktan sonra kim pazarladı, PR’ını kim yapıyor bilmiyorum; bir ara hangi takım hocasını gönderse Çağdaş Hoca gündeme geldi. Iğdır ve Çorum’da kendisine Birinci Lig’in üstünde takımlar emanet edildi, lakin beceremedi. Bu iki başarısızlıktan sonra kimse yüzüne bakmaz olmuştu ki hiç hesapta yokken Sivasspor’da gördük kendisini. Hiç huyum değildir, lakin peşinen söyleyeyim: Hemşehrimiz bu Sivasspor’un hocası değil. İnşallah ben yanılırım.
İşin bir de temel sorun boyutu var ki o da yönetimsel kriz. Burak Başkan, maçtan hemen sonra alelacele kendilerini savunan, şehrin destek vermemesinden dem vuran açıklamalar yaptı. Bir müddet dinleyip takip edelim. Bunu yaparken bir yandan da uyaralım: Artık alarmın rengi kırmızı! Artık kriz yönetimindeyiz. Yönetimimiz bu krizi yönetemezse geçmiş olsun…





