reklam
reklam
reklam

Bu takım kendine düşman

Yayınlanma Tarihi :
Bu takım kendine düşman

İsmet Hoca’nın ardından göreve gelen, isteyen, arzulayan, heyecanı ve azmiyle hayalini kurduğu takımın başında ilk maçına çıkan Sivaslı Çağdaş Çavuş, ne yazık ki futbolcuların sahadaki isteksizliğinin kurbanı oldu. Yeni bir teknik direktörle birlikte takımın havasının değişmesini, sahaya biraz olsun enerji ve reaksiyon yansımasını beklerken yine aynı tabloyla karşılaştık. Ligin 11 maçında yalnızca 2 gol atabilmiş, hanesinde 1 puanı bulunan Boluspor’a hem de kendi sahanda kaybetmek rezaletten başka bir şey değil. Açık konuşalım; bu maçın ne taktikle ne de teknik detaylarla açıklanacak bir tarafı var. Çıkacaktın, mücadele edecektin ve kazanacaktın. Rakibin karşısında bunu bile yapamıyorsan oturup düşünecek, hatta biraz da utanacaksın. Giydiğiniz formanın ağırlığını taşıyamıyor, armasının hakkını veremiyorsanız o formayı da sahayı da bırakacaksınız. Çünkü bu formanın arkasında bir şehir, bir taraftar ve kocaman bir aidiyet var. Teknik direktör değişti, takımın havası ve ahengi değişir derken kendimizi daha da içinden çıkılmaz bir durumun içinde bulduk. Geçen hafta da söyledik; hangi teknik direktör gelirse gelsin, bu oyuncu grubuyla bir yere varmak kolay değil. Daha ilk maçtan gördük ki değişen sadece kulübedeki isim olmuş. Sahadaki futbolun, mücadelenin ve reaksiyonun değiştiği yok. Futbolcuları tek tek değerlendirmek bile artık anlamını yitiriyor. Çünkü sahada ne kazanma hırsı var ne mücadele ne de sorumluluk alma isteği… Takımın neresinden tutsan elinde kalıyor. Rakip genç, tecrübesiz ve sadece koşan bir takım görüntüsünde. Sen ise kadro kalitesi ve bireysel kariyerleriyle çok daha fazlasını yapması beklenen 11 futbolcuyla sahaya çıkıyorsun. Ama gel gör ki Boluspor karşısında ezilen, sindirilen ve oyun üstünlüğünü rakibine bırakan taraf yine Sivasspor oluyor. Çağdaş Hoca’nın bu tablonun sorumlusu olduğunu söylemek haksızlık olur. Öncelikle bu oyuncu grubunun kendine gelmesi gerekiyor. Çünkü sahada ne oynadığını bilmeyen, birbirinden kopuk, savruk ve dağınık bir takım var. Taktiksel anlamda toparlanmak elbette zaman alacaktır ancak bence bundan önce çözülmesi gereken çok daha büyük bir mesele var: Mental çöküş. Bu takımın profesyonel psikolojik destek alması artık bir ihtiyaç. Kafasında maçı, mücadeleyi ve kazanma inancını bitirmiş bir oyuncu grubuna yalnızca antrenman yaptırarak çözüm bulamazsınız. Önce oyuncuların zihinsel olarak ayağa kalkması, yeniden sorumluluk alması ve sahaya kazanmak için çıkması gerekiyor. Gelinen noktada Sivasspor, rakiplerinin adeta imdadına yetişen bir takıma dönüştü. Kendimize iyi gelmiyoruz ama başkalarına ilaç gibi geliyoruz. Rakiplerin nefes almasına, moral bulmasına, puan hanesini doldurmasına vesile oluyoruz. Neredeyse herkesin imdadına yetişiyoruz. Peki, biz ne olacağız? Yiğidoların günahı ne? Taraftar isyan etse kime, neye isyan edecek? Bağırsa çağırsa karşısında muhatap bulamıyor. İstifa istese yerine kimin geleceği belli değil. Tepkisini ortaya koysa değişen bir şey yok, sessiz kalsa içindeki öfke dinmiyor. Yıllardır bu takımın peşinden koşan, iyi günde de kötü günde de armasını yalnız bırakmayan taraftarın yaşadığı hayal kırıklığını anlatmak kolay değil. Kısacası Allah Yiğidolara sabır versin. Bu takıma da biraz akıl, biraz fikir, biraz mücadele ve en önemlisi yeniden kazanma inancı nasip etsin.

YORUM YAP