
Sivasspor, ligin ilk haftasında Kayseri deplasmanındanpuansız ayrıldı. Aslında ortaya konan oyuna bakıldığında takımın tamamen kötü bir görüntü çizdiğini söylemek haksızlık olur. Kırmızı-beyazlılar, sahada pas yapmaya çalışan, topa sahip olmayı önemseyen bir anlayış ortaya koydu. Ancak futbolun en temel gerçeği bir kez daha kendisini gösterdi: Topa sahip olmak, üretken olmadıktan sonra tek başına bir anlam taşımıyor.
Sivasspor, tıpkı ilk haftadaki görüntüsüne benzer şekilde Kayserispor karşısında da oyunu kontrol etmeye çalışan bir yapı sergiledi. Ne var ki özellikle hücum bölgesinde etkisiz kalınması, takımın en dikkat çeken sorunu oldu. Pas yüzdesinin yüksek olması, oyunun belirli bölümlerinde topun takımda kalması elbette olumlu veriler arasında sayılabilir. Fakat rakibi zorlayacak, savunmayı dengesiz yakalayacak ve sonuca götürecek pozisyonlar üretilemeyince bu istatistikler sahada bir karşılık bulmadı. Sonuçta Sivasspor, mücadeleyi boynu bükük tamamladı.
Öte yandan Kayserispor’un maça ne kadar istekli ve hazırlıklı çıktığı da gözlerden kaçmadı. Geçtiğimiz sezonun ardından kadrosunda önemli değişikliklere giden ve dikkat çekici transferler yapan Kayseri temsilcisi, Sivasspor karşılaşmasına oldukça konsantre bir görüntüyle çıktı. Sahada daha diri, daha istekli ve ne yaptığını bilen bir ekip izlenimi verdiler. Tribünler de bu motivasyona önemli ölçüde katkı sağladı. Kayserispor taraftarı, Sivasspor maçına verdiği önemi bir kez daha gösterirken, 90 dakika boyunca takımlarını olağanüstü bir şekilde destekledi.
Sivasspor taraftarını da ayrı bir parantez içinde değerlendirmek gerekir. Kırmızı-beyazlı taraftarlar, deplasmanda takımlarını yalnız bırakmadı ve sonuç ne olursa olsun 90 dakika boyunca desteklerini sürdürdü. Gol sevinci yaşayamasalar da görevlerini fazlasıyla yerine getirdiler. Bu aidiyet ve destek, sezonun kalan haftaları için takım adına en önemli moral kaynaklarından biri olmaya devam edecektir.
Sivasspor’un geride kalan iki haftalık performansına baktığımızda ise en çarpıcı tablo, takımın henüz gol atamamış olması. Sadece skor üretilememesi değil, aynı zamanda net gol pozisyonları oluşturulamaması da teknik heyetin önündeki en büyük problem olarak duruyor. Topa sahip olan ama bunu tehditkâr hücumlara dönüştüremeyen bir takım görüntüsü, uzun vadede ciddi sıkıntılar doğurabilir. Bu nedenle teknik heyetin önümüzdeki süreçte nasıl bir çözüm yolu izleyeceği şimdiden merak konusu haline gelmiş durumda.
Transfer tahtasının açılmasıyla birlikte kadroya bazı oyuncular dahil edildi. Ancak görünen o ki yalnızca sayısal takviye yapmak, bu takımın mevcut problemlerini çözmeye yetmeyecek. Eğer transfer yapılacaksa, Sivasspor’a doğrudan katkı sunabilecek, kalite farkı yaratabilecek ve özellikle hücum gücünü yukarı taşıyabilecek isimlerin tercih edilmesi gerekiyor. Aksi halde sadece kadroyu genişletmek, sahadaki üretkenlik sorununu ortadan kaldırmayacaktır.
Bugünkü görüntüyle Sivasspor’un gol yollarında etkili olması çok kolay görünmüyor. Takımın daha hızlı oynayan, hücum geçişlerini daha doğru değerlendiren ve pozisyonları sonuçlandırabilen bir kimliğe bürünmesi şart. Bunun yolu da hem doğru transferlerden hem de mevcut oyuncu grubunun hücum organizasyonlarında daha cesur ve daha yaratıcı bir anlayış ortaya koymasından geçiyor.




