reklam
reklam
DOLAR 46,6439 % 0.04
EURO 53,2251 % 0.2
STERLIN 61,6597 % 0.13
FRANG 57,6634 % 0.15
ALTIN 6.093,44 % -0,60
BITCOIN 59.960,02 -0.395

Kufe kadar uzak Sivas

Yayınlanma Tarihi :
Kufe kadar uzak Sivas

Tarih bazen coğrafyadan ibaret değildir. Bazı şehirler vardır ki haritadan silinseler bile isimleri insanlığın hafızasından silinmez. Çünkü o şehirler yalnızca taşla, toprakla değil; verdikleri imtihanlarla anılırlar. İşte Kufe de onlardan biridir.

Kufe denildiğinde akla sadece bir şehir gelmez. Vicdan ile menfaat arasındaki tercihin adı gelir. Hakkı bildiği hâlde susan kalabalıklar gelir. Gücün gölgesine sığınan insanlar gelir. İslam tarihinin en acı hadiselerinin birçoğu Kufe’nin sokaklarında yaşandı. Hakikati bilenler sustu, cesur olması gerekenler korktu, doğrular ise dedikoduların ve propagandanın arasında kayboldu.

Hicri yılbaşı vr arkasından, İslam Coğrafyasının gözyaşı ve kandan başka bir şey getirmeyen Kerbela Matemi. Biliyorsunuz,  yüzyıllardır dinmeyen kan ve gözyaşının pınarıdır Kufe.

Rivayet edilir ki Muaviye’nin çevresinde anlatılan meşhur “dişi deve” kıssası, aslında toplumların nasıl yönlendirilebildiğini anlatan çarpıcı bir örnektir. Hikâyeye göre apaçık erkek olan bir deveye “Bu dişi devedir.” denildiğinde, buna itiraz edemeyecek binlerce insan bulunabileceği söylenmiştir. Bu kıssanın tarihî yönü tartışılabilir. Ama verdiği mesaj hiç eskimemiştir.

Çünkü insanlar sorgulamayı bıraktıkları gün, doğru ile yanlışın yerini güç belirlemeye başlar. Ne acıdır ki bu tablo yalnızca tarihte kalmadı. Bugün etrafımıza baktığımızda Kufe’nin ruhunun hâlâ yaşadığını görmek mümkündür. Üstelik bunun için Irak’a gitmeye de gerek yok.

Bazen Kufe, Sivas’ın sokaklarında dolaşır.  Aslında hep Sivasın sokaklarında dolaşır. Bazen bir toplantı salonunda oturur. Bazen bir makam odasında sessizce bekler. Bazen de herkesin bildiği ama kimsenin söylemeye cesaret edemediği gerçeklerin üzerine ağır bir örtü gibi serilir.

Sivas yıllardır aynı sorunları konuşuyor. Göç konuşuluyor… İşsizlik konuşuluyor… Yatırım eksikliği konuşuluyor… Sanayinin istenilen noktaya gelememesi konuşuluyor… Trafik konuşuluyor… Esnafın sıkıntısı konuşuluyor… Sivasspor’un yaşadığı yalnızlık konuşuluyor… Ama konuşulanların ne kadarı çözüme dönüşüyor? İşte asıl mesele burada başlıyor. Yanlış yapanı alkışlamak, doğru söyleyeni yalnız bırakmak bir şehrin kaderini değiştirebilir. Bir şehirde insanlar makam sahiplerine gerçeği söylemekten korkuyosa…

Eleştirenler dışlanıyor, alkışlayanlar ödüllendiriliyorsa… Liyakat yerine sadakat tercih ediliyorsa… İşte orada Kufe’nin gölgesi dolaşmaya başlamış demektir. Bugün Sivas’ın ihtiyacı, her söylenene “Evet efendim.” diyen insanlar değildir. Sivas’ın ihtiyacı; gerektiğinde en yakınına bile “Burada yanlış yapıyorsun.” diyebilecek vicdan sahibi insanlardır. Çünkü gerçek dost alkışlayan değil, gerektiğinde uyarandır. Bugün birçok kurumumuz neden beklenen başarıyı yakalayamıyor? Çünkü çoğu zaman eleştiri düşmanlık olarak görülüyor. Oysa eleştiri, niyeti iyi olduğunda bir şehre yapılabilecek en büyük iyiliktir. Yıllardır aynı isimler konuşuluyor.

vaatler dinleniyor. Aynı mazeretler tekrarlanıyor. Fakat gençler yine başka şehirlerde gelecek arıyor. Üreten insanlar yine başka illere göç ediyor. Yatırımı yine başka şehirleri tercih ediyor. Sonra da dönüp birbirimize şu soruyu soruyoruz: “Neden Sivas büyümüyor?”

Cevabı aslında çok zor değil. Bir şehirde doğrular konuşulmuyorsa, yanlışlar cesaret bulur. Haksızlık karşısında sessizlik normalleşirse, adalet zamanla yalnızlaşır. Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur. Bu yüzden Kufe’yi sadece geçmişte yaşanmış bir olay olarak okumak büyük hata olur. Kufe bir zihniyettir. Haklıyı yalnız bırakmanın adıdır. Makamın karşısında eğilmenin adıdır. Vicdanı menfaate satmanın adıdır. Ama Sivas’ın mayasında başka bir ruh vardır. Bu şehir, Anadolu’nun vicdanıdır. Bu şehir, kurtuluş mücadelesinin en kritik kararlarına ev sahipliği yapmış, gerektiğinde bütün hesapları bir kenara bırakıp milletin kaderi için ayağa kalkmıştır. Böylesine güçlü bir tarihe sahip olan Sivas’ın, suskunlukla değil cesaretle anılması gerekir. Bugün her birimizin aynaya bakıp kendine şu soruyu sorması gerekiyor: Ben hakikatin yanında mıyım? Yoksa bana dokunmadığı sürece sessiz kalmayı mı tercih ediyorum? Çünkü şehirleri yıkan deprem değildir. Şehirleri yıkan; suskun vicdanlar, korkak diller ve menfaat uğruna eğilen omurgalardır. Bu şehir Kufe olmasın ne var!..

YORUM YAP