
Kaybede kaybede maalesef bu sezonu kaybettik.
Tabir yerindeyse ise bu sezon Sivasspor’un başına gelmeyen kalmadı.
Aslında, “Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir”derler ya işte tam da böyle oldu.
Aslında hatalar zincirinin başlangıcı Süper ligden düşmemiz ile başladı.
Bu düşüş Sivasspor’un bütün planlarını alt üst etti.
Yaklaşık 40-50 gün süren ve hiç bir şey yapılmadan yaşanan boşluk oldu.
Kulüp Başkanlığı,
gidecekler, kalacaklar,mali durum hepsi cevap bekleyen sorulardı.
Maalesef ,”en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir” sözü bir kez daha tescillenmiş oldu.
Kongre kararı,yeni başkan, yeni teknik direktör, yeni futbolcular bir birliktelik oluşturamadı.
Sezon başı Mali sıkıntılar yaşandı.
Teknik heyete belki rahat oynayacak alan bırakılmadı.
Bu sezona “Vefa Sezonu”adı verildi.
Kampanyalar, projeler tam manasıyla hayat bulmadı.
Bunların üzerine gelen 9 farklı transfer yasağı dosyası yönetimin gardını düşürdü.
Sivasspor’da daha sezonun başında çok önemli kırılmalar yaşandı.
Sivasspor resmen oyundan düşen ekip oldu.
Bu atmosferde Başkan,teknik direktör ve bazı futbolcular ayrıldı.
Bu ani kopmalar(kaçışlar) takımın kimyasına,ruhuna zarar verdi.
Sivasspor
Kulübünün çokta alışık olmadığı bu hareketler takımın bütünlüğünü bozdu.
Başkan Burak Özçoban ve genç yöneticiler yüklendikleri ağır sorumlulukları yerine getirmek için çaba sarf ettiler.
Enerjilerini bu yönde harcadılar.
Şeffaf ve samimi bir şekilde Kulübün içerisinde bulunduğu durumu sürekli kamuoyuyla paylaştılar.
Transfer yasağının kaldırılması için çalmadık kapı bırakmadılar.
Abdullah Güler ve bazı eski yöneticilerin samimi gayretiyle bu sorunu aştılar.
Teknik direktör değişiklikleri, Bahis soruşturması kapsamında verilen kayıplar Sivasspor’un hızını bir kez daha kesti.
Rey Manaj transferi çok büyük olay oldu.
Yönetim,Taraftar ,Futbolcu birlikteliği gözle görülür derecede arttı.
Ama ligde istenen başarı,taraftarın özlediği galibiyetler bir türlü gelmedi.
Bazı maçlarda oynanan oyunlar karşılığını bulmadı.
Bazı maçlarda ise futbolculardan beklenen oyun bir türlü gerçekleşmedi.
Fiziken sahada,beyin olarak sahada olmayan futbolcu sayısı çok oldu.
Bazı futbolcular bu lige bir türlü adapte olamadı.
Sonuçta,bir maçı kaybetme değil, bir sezonu kaybetme hadisesi ne yazık ki gerçekleşti.
Son Keçiörengücü maçı yine futbol oynanmadan,mücadele etmeden kaybedildi.
Ama artık bir gerçekte yüzümüze tokat gibi vuruldu.
Bu lig mücadele ligi ve bizde Süper lig takımı değiliz.
Her şeyi kabul ettik.Bunu kabul etmedik.
Ancak,bu sezonu bağıra bağıra kaybettik.
Zaman herşeyin ilacı….




