
Kaybolan umutlar, birer birer valizini toplayıp giden oyuncular, üstüne sis gibi çöken muamma bir gelecek… Derken kendimizi, tatsız tuzsuz ama yağmurun eşlik ettiği, hem Sivasspor’un hem de Iğdır’ın adeta formalite icabı sahaya çıktığı bir 90 dakikanın içinde bulduk. İzledik, evet… Ama perde arkasında yavaş yavaş eriyen, oyundan düşen bir Sivasspor vardı. Asıl can sıkan da buydu.Maça geçmeden şu konuya değinmeden olmaz. Malle ve Avramoski tamam, klasik “yabancı oyuncu kaçışı” diyelim geçelim… Ama Bekir’in izinli olması? İşte orası kafa karıştırıyor. Son haftalarda sahada ne verdin de, şimdi “izin” adı altında kadro dışı gibi davranıyorsun? Açık konuşayım, şaşırmadım. Menajer eliyle şişirilmiş oyuncu profili tam olarak bu. Devre arasında hangi akılla transfer edildiği hâlâ soru işareti olan, kronik sakatlığıyla bilinen kaleci Gökhan’ın da izinli olması ayrı bir tartışma başlığı. Kulübede bile istikrar yok, düşünün artık.
İlk yarı, iki takımın da orta sahada birbirini tarttığı, zaman zaman geçiş oyunlarıyla rakip kaleye yokladığı bir tempoda geçti. Iğdır, yakaladığı net pozisyonu tecrübesiyle gole çevirince skor 1-0’a geldi. Oyun dengedeydi ama skor tabelası aynı şeyi söylemiyordu. Zaten bu tip iddiasız maçlarda skorun mantık aramak gibi bir derdi olmaz; sürpriz her an kapıyı çalar.İkinci yarının başında Yiğidolar, biraz daha önde basarak, biraz daha iştahlı oynayarak aradığı golü buldu. Golle birlikte özgüven de geldi. Ardından ikinci gol… Ve maç, isteye isteye değil de sanki “hadi bitsin artık” der gibi kazanıldı. Evet, üç puan haneye yazıldı ama sahada kazanılandan çok kaybedilen şeyler vardı. Koca sezona bakınca; inişlerin bol, çıkışların sınırlı olduğu, oyun disiplininin zaman zaman tamamen koptuğu bir tablo görüyoruz. Kazanmayı alışkanlık haline getiremeyen bir oyuncu grubu ve ara ara sürpriz sonuçlara tutunan bir Sivasspor…Iğdır maçı zaten tabelada bir anlam ifade etmiyordu. Asıl mesele, bundan sonra alınacak yönetimsel ve teknik kararlar. Burak başkanın, İsmet hocanın ve oyuncu grubunun nasıl bir yol haritası çizeceği belirleyici olacak. Bu sezonun bu kadar dağınık ve beklentinin altında geçmesinin bir faturası elbette kesilecek. Ama gelecek sezonu kurtarmak adına aceleci, günü kurtaran transferler ya da panik hamleleri yapılmamalı. Bu kulüp, refleksle değil akılla yönetilmeli.Sezonu kendi evinde kapattın. Yiğidolar tribüne geldi mi, gelmedi mi tartışmaları bir yana… Bugün konuşacak çok fazla olumlu şey yok, bu gerçek. Sadece geçmişin güzel günlerini anmakla yetiniyoruz. Ama şunu da biliyoruz: Sivas ve Sivasspor sevdalıları gerektiğinde elini taşın altına koyar. Asıl mesele, sahadaki bazı oyuncuların artık o taşın yanına bile yaklaşmaması. Önce bu zihniyetten kurtulmak lazım. Ardından da yönetimdeki belirsizlik giderilmeli, kulüp daha profesyonel, daha planlı bir yapıya kavuşmalı. Yoksa aynı filmi, her sezon yeniden izleriz.




