
Çok eski falan değil, bundan yıllar yıllar önce falan hiç değil. Bu takım Şampiyonlar liginde boy gösterdi, bu takım peşpeşe liglerin altını üstüne getirdi. Bu takım Türkiye kupasını kaldırdı. Bu takımyeri geldi bir şehri, bir ülkeyi ayağa kaldırdı, ama maalesef bir yönetimi kaldıramadı.
Geçtiğimiz hafta sonu yapılan genel kurul benim nazarımda hüsranla bitti. Şehrin ve takımın nasıl sahipsiz olduğunu gördük
Ama bu takım…
Bir şehrin futbol takımı yalnızca sahada oynanan doksan dakikadan ibaret değildir. Bazen bir şehrin hafızasıdır…
Bazen çocukluğumuzun kırmızı beyaz atkısı… Bazen de aynı anda binlerce insanın aynı sevince sarıldığı ortak bir yürektir.
Bugün ise ne yazık ki Sivasspor adına konuşulan en acı meselelerden biri, kulübün adeta divana blerek ve istyeerek tesşlim edildiği görüntüsü vermesi ve yönetime talip olacak güçlü bir iradenin ortaya çıkmamasıdır.
İnsan ister istemez düşünüyor…
Bir zamanlar Anadolu’nun sesi olan, İstanbul düzenine kafa tutan, Avrupa’da Türkiye’yi temsil eden bir şehir takımının bugün “Sahibi kim olacak?” sorusuyla baş başa kalması sadece sportif bir mesele midir?
Hayır…
Bu mesele biraz da şehrin ortak ruhuyla ilgilidir. Çünkü bir şehir takımını ayakta tutan sadece para değildir. Şehir sahip çıkarsa kulüp yaşar.Şehir sırtını dönerse en güçlü armalar bile sessizleşir.
Bugün Sivas sokaklarında insanların ortak kaygısı şudur: “Yarın ne olacak?”
Kongre konuşuluyor…Borçlar konuşuluyor… Transfer yasağı ihtimalleri konuşuluyor… Ama en çok konuşulan şey, kimsenin taşın altına elini koymak istememesi.
Borçsuzluktan,afaki rakamların konuşulduğu borçlara kafa yoruyoruz..
İşte insanı üzen taraf da tam burası.Çünkü Sivasspor sadece bir yönetim kurulundan ibaret değildir.Bu arma; esnafın dükkânında radyodan maç dinlediği yıllardır.Kış günü 4 Eylül Stadı’na atkısıyla yürüyen çocuklardır.Avrupa maçlarında balkonlara asılan bayraklardır.Bugün sessizlik hâkim olabilir.Ama şehirler bazen tam da böyle zamanlarda karakter gösterir.Belki iş insanları…Belki eski yöneticiler…Belki şehrin kanaat önderleri…Belki de yıllardır tribünde yağmur yiyen gerçek sevdalılar bir araya gelmek zorundadır artık.
Çünkü mesele yalnızca bir kulübü yönetmek değil; bir şehrin moralini ayakta tutmaktır.
Sivas’ın uzun zamandır kaybetmeye tahammülü yok.
Göç veren, ekonomik olarak zorlanan, gençlerini büyükşehirlere kaptıran bir şehir için Sivasspor bazen kalan son ortak heyecandır.
Ve insan en çok da bundan korkuyor:
Bir gün tribünler değil, şehir sessizleşirse diye…
Divana, bir divadan daha fazla iş düşüyor. Umarım bu yükü taşıyabilir yada taşıyabilecek yürekleri gösterebilirler.,Acil ihtiyacımız var…




