reklam
reklam
DOLAR 46,1116 % 0.02
EURO 53,1487 % -0.94
STERLIN 61,9322 % -0.79
FRANG 57,9364 % -0.81
ALTIN 6.409,16 % -3,23
BITCOIN 62.279,27 2.768

İyilikten Öte: Adalet

Yayınlanma Tarihi :
İyilikten Öte: Adalet

İyi olmak, insanın gönlüne bir bahar gibi düşer. Bir tebessüm, bir lokma ekmek, bir kapıyı aralamak gibi… Bunlar, yüreğin tereddütsüz verdiği hediyelerdir. Kolaydır; çünkü iyilik, fıtrata yakındır. İnsan, imkânı ölçüsünde iyilik eder. Su gibi akar, rüzgâr gibi dokunur, çiçek gibi kendiliğinden açar. Kimse iyilik ettiğinde nefsine karşı büyük bir savaş vermek zorunda kalmaz. Çünkü vermek, ruhun en saf hâlidir.

Fakat adalet terazidir. Terazinin bir kefesine kendi evladını, diğerine bir yabancıyı koyduğunda; elin titremeden ortada durabilmesidir. İşte Mevlânâ’nın pergel metaforu tam da bunu işaret eder: Bir ayağın merkezde, kendi hakikatinde sabit olacak; diğer ayağın yetmiş iki milleti dolaşacak. Adalet, o sabit ayağın şaşmamasıdır. Gönül iyilikte coşabilir; fakat adalet, nefsin yanlı davranmasını durdurabilme iradesidir.

İyilik çoğu zaman sevgiden doğar. Sevdiğine cömert davranır, acıdığına el uzatırsın. Fakat adalet, sevmediğine de hakkını verebilmektir. Sana taş atana ekmek vermek iyiliktir; ama o taşı atan kişinin bir lokma hakkı varsa, o payı ona da vermek adalettir.

Mevlânâ der ki: “Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol. Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.” Bunların hepsi iyiliktir. Sonra ekler: “Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol. Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol. Hoşgörülülükte deniz gibi ol.” İşte adalet, bu hoşgörünün içindeki ölçüdür. Deniz her şeyi içine alır; fakat kendi içinde bir nizam taşır. Ne bir damla fazla ne bir damla eksik.

İyi olmak çoğu zaman insanı yüceltir. “Ne güzel insan” derler, sırtı sıvazlanır. Nefis bundan hoşlanır. Fakat adil olmak, çoğu zaman kişiyi yalnız bırakır. Çünkü adalet; babanın suçunu evlada yüklemez, evladın hatırını da babanın suçuna kalkan etmez. Toplum “görmezden gel” dediğinde, “görüyorum” diyebilmektir.

Adalet kuru bir hüküm değildir. Onun da bir edebi, bir zarafeti vardır. Rivayet edilir ki Mevlânâ’nın dergâhında bir derviş hata işlediğinde, önce üç gün yemek verilmezmiş. Bu yalnızca bir ceza değil; nefsin “ben açım” feryadını duyup başkasının açlığını hissedebilmesi içindir. Bir bakıma empati terbiyesidir. Çünkü adalet yalnızca kesip biçmek değildir; inşa etmektir. Gönlü onararak hüküm verebilmektir.

İyilik anlıktır. Bir yetime sarılırsın, bir yoksula destek olursun, birine yol gösterirsin, haliyle anlıktır ve biter. Adalet ise bir süreçtir. O yetimin hakkını yıllarca gözetmek, mirastaki payını korumak, ona “Sen hakkın budur” diyebilecek bir düzen kurmaktır. İyilik merhemdir; adalet ise yaranın yeniden açılmasını önleyen dikiştir.

Bu nedenledir ki yalnızca iyi insan olmakla yetinmemek gerekir. İyilik, yolun başlangıcıdır. İnsan, toplum içinde yaşarken iyilik görmeli, iyilik göstermelidir. Fakat bu tek başına yeterli değildir. Asıl mesele, iyilikle beraber karşılaşılan her durumda adaleti ayakta tutabilmektir. Yakın olduğun insanların kusurlarına göz yumarken, uzak durduğun insanların hakkını noksansız vermek, teslim etmektir. İnsanların, senin hakkı ve doğruya yakınlığa göre değil, vicdana göre tartacağına güvenebilmesidir. İşte o zaman pergelin sabit ayağı sağlam basmış olur.

Güneş hem gülü hem dikeni aynı hararetle ısıtır. Yağmur hem konağa hem viraneye aynı rahmetle düşer. Adil olmak da böyledir: Haksızı korumak, görmemekten gelmek değil, hakkı sahibine teslim edebilmektir. Kolay değildir. Çünkü orada keser kendinden yana yontmaz; orada nefsinden yana tavır alınmaz. Orada hak edenin hakkı, zamanında teslim edilir.

İnsanın iyi olması, iyi olmakla övünmesi elbette kıymetlidir. Fakat esas olan adil olabilmektir. Çünkü mahşerde mizan kurulduğunda, kul hakkının hesabında adalet terazisi hükmünü icra edecektir. Ve o gün, verilmemiş her hak sahibini bulacaktır. Zira iyi olmak kolaydır; zor olan adil olmaktır.

Adalet, aşkın en çetin imtihanıdır. Geçebilene ne mutlu.

YORUM YAP