reklam
reklam
DOLAR 47,0434 % 0.2
EURO 53,7187 % -0.12
STERLIN 63,0486 % -0.04
FRANG 58,2681 % 0.06
ALTIN 6.225,55 % 0,12
BITCOIN 64.164,68 -0.125

Meslek ile Meşgalenin Ahenginde İnsan

Yayınlanma Tarihi :
Meslek ile Meşgalenin Ahenginde İnsan

Süheyl Ünver, “Herkesin bir mesleği olmalı; bir de meşgalesi. O meşgale, bütün kültürümüzdür.” diyor. Ünver bu sözüyle hayatın meslek ve meşgale olmak üzere iki ana eksen üzerinde şekillenmesi gerektiğini ifade ediyor. Biri, hayatın maddi bedenini ayakta tutan direk; diğeri, ruhun manevi kubbesini yükselten kemerdir. Meşgale, Ünver’in ifadesiyle, kültürün ta kendisidir. Zira kültür, insanın eli ile kalbi arasına gerdiği zarif bir iştir.

Anadolu çarşılarında gün, besmeleyle açılan kepenklerin gıcırtısıyla başlardı eskiden. Esnafın alın teri, Ahi Evran ocağında pişerdi. “Eline, beline, diline sahip ol” düsturu, tezgâhın vazgeçilmez nakışıydı. Demircinin körüğü, marangozun rendesi, debbağın tabakhanesi, her biri meslek olmakla beraber aslında birer mektepti de. Orada ustalık, maharetin ötesinde, kul hakkını önceleyen bir vicdan demekti. Rızkın Rezzâk’tan geldiğine iman, kanaati bereketlendirir, israfı önlerdi.

İslam irfanı, çalışmayı ibadet mertebesine yükselterek “İnsanın yediğinin en hayırlısı el emeğidir” nebevi beyanıyla çalışmanın anlam ve değerini vicdanlara nakşeder. Yine “İki günü eşit olan ziyandadır” uyarısıyla ilerlemeyi, gelişmeyi kişi bazında temel ilkelere bağlar. Bu yüzden gündüzleri helâl lokma mücadelesi veren insan, gecenin tefekkür meclisine kapı açar ve yüreğini beslerdi orada. Böylece çekiç susunca ney dile gelir, arşın bırakılınca kamış kalem dile gelirdi. Hattatın siyah ile beyaz arasındaki ebediyet arayışı, ebrû sanatçısının su üstünde yakaladığı renk raksı, neyzenin “hû” nefesi ve bütün bunlar insan için birer meşgale olarak hayatına anlam katar. Meşgale, zahirin yorgunluğunu bâtının huzuruna tebdil eden bir kimyadır insanlık için. “Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadetten hayırlıdır” sırrınca, sanat tefekkürün estetik kisvesi olarak hayatın merkezinde yer alır.

Böylece meslek, arzı imar eden fiil; meşgale, kalbi mamur kılan hâl olurdu. Kültür, bu iki hâlin birbirine eşlik etmesiyle vücut bulurdu.

Bugün zamanın daraldığı yerde genişleyen boşluğun içerisinde savrulmaktadır insanımız. Günümüzün gelişmiş teknolojisiyle cam kulelerin ve bitimsiz ekranların asrını yaşıyoruz bugün. Meslekler dönüşmüş, unvanlar çoğalmış durumda, analist, kod mimarı, içerik tasarımcısı gibi… Ve beraberinde helâl hassasiyeti nice gönüllerde hâlâ dipdiri bir kaynak iken, çağın sesi tek bir nağmeyi tekrar etmeye yönelik ne yazık ki: uzmanlaşma, kariyer sahibi olma, makam ve mevki elde etme insanın önüne konulan hedefler durumda sadece. Bu hedefler, insanı çoğu kez tek kanatla uçmaya çağırıyor; haliyle insan bu çağrıyla tek güzergâhta yaşadığı için yoruluyor. Halbuki insanı dinlendirecek, düşündürecek ve yüreğiyle zihniyle yüceltecek olan sanata yönelik kanatlar eksik kalınca, yani insanın meşgalesi olmayınca yaşamanın tadı tuzu yani kültürü de kayboluyor. Meşgalesi olmayanın kültürü eksilir. Kültür eksilince, insan kalabalıklar içinde kendi sedasını bile işitemez. Akşamın alacakaranlığı çökünce ruhu dinlendirecek, idraki bileyip kalbi inceltecek bir iştigal bulunmayınca, yorgunluk birikerek ağırlaşır insanın üzerinde…

Oysa “Dünya ahiretin tarlasıdır” düsturu, çağın gürültüsüne rağmen hükmünü sürdürmektedir. Tarlayı sürmek, yani mesleği hakkıyla ifa etmek, sorumluluktur. Tohumun nereye atıldığını unutmamak, yani kalbî hayatı ihmal etmemek ise hikmettir. Duvarlara astığımız bir “vav” levhası, bu hikmete işarettir.

İnsan, eşref-i mahlûkat vasfını meslek maharetinde ve meşgale derinliğinde birleştirdiği ölçüde taşır. Meslek, aklı keskinleştiren taştır; meşgale, kalbi cilalayan ipektir. Biri ekmeği çoğaltır, diğeri ekmeğin paylaşılışındaki zarafeti öğretir. İslam, bu dengeyi niyet ile taçlandırmaktadır. Niyet halis olunca, tornadaki talaş zikre, koddaki satır fikre dönüşür. Gelenek ise bu hale güzel ahlâk adını vermiştir. Gündüz “Allah işini güzel yapanı sever” idrakiyle çalışmak, akşam bir fidana su vermek, bir yetimin başını okşamak, demli bir çay eşliğinde dostla mana üzerine söyleşmek, bunların cümlesi meşgaledir.

Dün ahi ocağında, bugün dijital devirde imtihan aynıdır: Helâl kazanç ve diri bir kalp. İkisi beraber yürüdüğünde insan kâmil olur; biri aksadığında yürüyüş sekteye uğrar. Bu sebeple insanın mesleği olmalı bir de meşgalesi… Zira insan, ancak bu iki kanadın ahengiyle kendi semasına yükselebilir.

YORUM YAP