
Ligi kapattık, defteri kalemi aldık elimize. Kim ne derse desin, her sezon sonu kendi içinde yeni bir sezon açıyor kulüpler için; kongre süreci işte tam bu.Sivasspor’umuz da 19 Mayıs gibi tarihi bir günde kongre yoluna gidiyor. Gidiyor gitmesine ama ortada ne var? İsmi her seferinde dolaşıma giren birkaç aday, etrafında dönen bilge kafalar ve bir türlü netleşmeyen bir süreç. Ben isme takılmıyorum, takılmak istemiyorum da. Ama şunu net söyleyeyim: bu işin önceliği maddi güç, doğru. Ancak para tek başına yetmez. Hem süreci hem kulübü yönetme kapasitesi olmak lazım. Kulübü bir şirket gibi kurumsal anlayışla yönetebilmek lazım.Nasıl mı? Bakın Göztepe’ye. Sahaya çıkmadan önce masa başında düşünülmüş bir yapı var orada. Oyuncu izleme departmanı çalışıyor, veri analizi var, genç oyuncu geliştirme programları var. Yüksek bonservis ve yüksek maaş yerine potansiyeli olan, geleceği olan oyuncular seçiliyor. Transferde köşeyi dönmek değil, uzun vadede kulübü büyütmek hedefleniyor. Hem stadyum hem sponsorluk hem ticari gelir kanallarıyla kulüp sadece futbol kulübü olmaktan çıkıp gerçek anlamda bir marka hâline geliyor.Sivasspor için bunların tamamını şu an hayata geçirmek kolay değil, bunu biliyorum. Ama eğer gerçekten geleceği inşa edeceksek, Sivasspor’u seven, maddi olarak destek verebilecek her yiğidoyu aynı çatı altında toplamak şart. Bu modeli hayata geçirmek için plan yapmak zor değil aslında, zor olan başlamak. Ve o başlangıç kongreden geçiyor.Yukarıda bahsettiğim aday portföyleri yılı kurtarmak için değil, önümüzdeki tüm yılları şimdiden garantiye almak için düşünmeli. Kurumsal bir yönetim anlayışı oturduğunda hoca karnavalı biter. Her gelen teknik direktörün “şunu istiyorum, bunu kesin almalıyız” şeklindeki direktiflerini kabul etmek zorunda kalmazsınız. Tam tersi olur; yönetim scout sistemini şekillendirir, teknik direktöre “hocam biz bu kadroyu oluşturduk, var mısın?” diye sorarsın. Uygun olanı seçersin. Zaten ülkede teknik direktör havuzu her geçen gün genişliyor. Seçen değil seçilen kulüp olmak lazım. Aksi halde menajer ve hoca transferleriyle her sezon borçla boğuşmaya devam ederiz.
Kongre gününde bir başkan illaki çıkar, Sivasspor sahipsiz kalmaz. Ama önemli olan isim değil; isimlerin bir araya gelmesi. Şehrin akil insanlarına, şehrin büyüklerine büyük görev düşüyor bu noktada. Şehrin markası olan Sivasspor’u yaşatmak sadece bir tercih değil, bir sorumluluk.Sonuç ne olur? bilinmez ama benim aklımın yatıp dilimin döndüğü tek şey şu: şirket mantığına geçmek. Yoksa her sene başka bir kurtarış günü kurmaya, borçları kapatmaya çabalamaya devam ederiz. Bu döngüden çıkmanın başka yolu yok.




