Deprem gerçeğini unutmak - Sivas Olay Haber - Sivas Haber | Sivas Haberleri
SON DAKİKA

Deprem gerçeğini unutmak

Bu haber 28 Kasım 2022 - 0:15 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Deprem gerçeği ile yaşamaya alışmış bir ırkın afakıyız!
Her depremde çığlık çığlığa uyanır, birkaç gün içerisinde yaşadığımız o korkuyu unutur, işimize gücümüze bakarız.
Deprem dakikası: Yaradan’a sığınıp en kestirme yoldan kendimizi dışarıya atarız.
5 dakika sonra: Acaba deprem nerede oldu hasarı ne kadar oldu diye araştırmaya başlarız.
10 dakika sonra: Üç aşağı beş yukarı depremin şiddeti ve merkezini öğrenir, can ve mal kayıplarını araştırırız.
15 dakika sonra: O bölgede oturan yakınlarımız, akrabalarımız arkadaşlarımız varsa telefona sarılıp onları ararız.
1 saat sonra: Heyecanımız yavaş yavaş kaybolur, evin dışında kalmışsak ısınma turlarına başlayıp içeriye doğru hareketleniriz.
2 saat sonra: Sıcak yatağımıza uzanıp derin bir uykuya dalarız.
Ertesi gün: Hiçbir şey yaşanmamış gibi hayata döner yaşadığımız o büyük korkuyu üzerimizden atmaya çalışırız.
Bir hafta sonra: Artık o deprem hiç yaşanmamıştır. Sadece esintilerine bakar, deprem bilimcilerin Jeoloji uzmanlarının konuşmalarına kıyısından köşesinden takılırız.
Bir ay sonra: Deprem de neymiş boşa sallarız (!)
Bir sonraki depreme kadar deprem gerçeği artık gündemimizden çıkmıştır. Ne zaman yeni bir deprem olursa işte o zaman yukarıda saydığım gibi hayatımızı şekillendirir, Allah beterinden saklasın can ve mal kaybımız yoksa unutur geçeriz!
Bizi bize bir şey olmaz diyen bir ırkın afakıyız!
Kara kışa göğsümüzü gerer “es yiğidin kara bağrına” diye diklenir, yeri gelirse kurşuna da kafa atarız!
Trafiğin en yoğun olduğu noktadan cambazlık yaparak karşıya geçmeye çalışır, otomobillere bile çelme takarız!
Bakınız:
Erzincan, Adana, Kocaeli, Van, Elâzığ, Malatya ve İzmir’de büyük depremler yaşadık. Binlerce canımızı yitirdik.
Erzincan depreminden sonra enkaza dönen koca bir şehri bu gözler gördü. Feryatları bu kulaklar işitti! Gölcük depreminde her yer ceset kokarken, o kokuyu bu burun içine çekti. Binalardan dışarıya fışkıran cesetleri bu yürek kaldırmadı!
O dönemde TV ve sosyal medya bu kadar etkili olmadığı için orada yaşanan acı gerçeklerle fazlaca yüzleşmediniz. Ama benim gibi yüzlerce kardeşiniz Erzincan’da ve Gölcük’te neler olduğuna şahitlik etti, yaşanan o büyük acıyı beyinlerine kazıdı.

Diyoruz ki;
Ülkemizi değiştiremeyiz tek karış toprağını da kimseye vermeyiz. Canımız kadar sevdiğimiz ülkemizde yaşamayı sevdiğimize göre bu güzel ülkemizi deprem gerçeğinden zarar görmemiz için güvenli bir alan haline getirmeliyiz. Üç karış fazla kazanacağız diye malzemeden çalmayacağız, teknik konulara harfiyen riayet edeceğiz, binalarımızı güvenilir bir şekilde inşa edeceğiz. Deprem sonrası tedbirler için her dakika teyakkuzda olacağız. Biz üzerimize düşeni yerine getireceğiz sonra tevekkeltü Alallah (elinden geleni yaptıktan sonra işimizi Allah’a bırakacağız) diyeceğiz.
Biz ne yapıyoruz: Korkuyor yarada sığınıyor, iş bitince unutuyoruz.
Aslında yapılacak işlem dört ana başlıkta sıralanıyor.
1) Teknik olarak tespit edilmeli buna göre riskli görülen yapılar güçlendirilmeli ya da güçlendirmesi ekonomik olmayan yapılar yıkılıp yeniden yapılmalıdır.
2) Güçlendirme ya da yıkılıp yeniden yapım işlemi on yıllık zaman dilimine programlanmalıdır.
3) Projelendirme ve inşaat süreci devlet özel sektör iş birliği ile planlanmalıdır.
4) İnşaatın ön finansmanı bütünüyle devlet tarafından karşılanmalı/kredilendirilmeli geri ödemeler faizsiz olarak 20 yıllık zaman dilimine yaygınlaştırılmalıdır.

Bunu uyguladığımız zaman can ve mal güvenliğimiz garanti altında olacak. 7 ve üzerindeki depremler bile bize zarar vermeyecek.
Tamam gerçekten cesur bir milletiz ama ölümün karşısında boşa bir cesaret neye yarar!