
Siyasette duruş sahibi olmak; fırtınalar karşısında yalpalamamak, doğru bildiği yoldan ve adaletin çizgisinden milim sapmamaktır. İşte Abdullah Güler, duruşundaki vakur anlayış, ilkelerinden taviz vermeyen karakteri ve haksızlığa karşı asla sessiz kalmayan mizacıyla günümüz siyasetinde ender rastlanan bir devlet adamı profili çizmektedir.
Onun için siyaset; makam ve mevki arayışı değil, millete ve memlekete adanmış bir hizmet sevdasıdır. Kalbindeki engin Türkiye sevdası ve memleketi Sivas’a duyduğu derin tutku, attığı her adımda ve üstlendiği her sorumlulukta kendini net bir şekilde hissettirmektedir.
Adalet ve Hakkaniyet Kırmızı Çizgimizdir
Abdullah Güler’in olmazsa olmazı., Adalet ve Hakkaniyet “Kendi sözüyle” Kim olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun; millete ve devlete karşı yanlış yapan hiç kimseden hesabın sorulmasından asla imtina edilmeyecektir. Yapılan hiçbir haksızlık, hiçbir kuralsızlık veya ahlaki aşınma asla kimsenin yanına kâr kalmayacaktır.”
Haksızlığa ve kuralsızlığa karşı duruş net ve tavizsizdir.
Güler’in bu kararlı ve ilkeli duruşu; sadece bir ifade değil, milletimize verilmiş güçlü bir söz ve eyleme dönüşen sağlam bir iradedir.
İşte açıklaması
“Sorumluluk, Samimiyet ve Kararlılıkla: Duruşumuzdan Taviz Vermeyiz
Bizler köklü geçmişi, güçlü ilkeleri ve milletiyle kurduğu gönül bağıyla büyük bir camiayız. Ailemizin büyüklüğü, sadece mensuplarımızın sayısıyla değil; üstlendiğimiz tarihi sorumluluk ve adalete olan sarsılmaz inancımızla ölçülür.
İlkelerimiz ve değerlerimiz her şeyin üzerindedir. Yaşanan olumsuzluklar karşısında üzüntü duymak, insanı ve ahlaki sorumluluğumuzun bir gereğidir. Mahcup oluruz, kırılırız, derin bir üzüntü yaşarız; ancak bu durum, hakikatin ve adaletin tecellisine engel olamaz.
Kim olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun; yanlış yapan hiç kimseden hesabı sorulmaktan imtina edilmeyecektir. Yapılan hiçbir haksızlık, hiçbir kuralsızlık veya ahlaki aşınma asla kimsenin yanına kâr kalmayacaktır. Bundan tüm mensuplarımız ve aziz milletimiz emin olmalıdır.
Bizim anlayışımızda samimiyet ile kararlılık iç içedir. Duyduğumuz üzüntü bizi zayıflatmaz; aksine gereğini yapma noktasındaki irademizi daha da bileyler. Adaletin, şeffaflığın ve etik ilkelerin gereği neyse, sonuna kadar ve tavizsiz bir şekilde yerine getirilecektir.
Büyük camiamızın haysiyetini, adalet ve dürüstlük ilkelerimizi korumak bizim hem milletimize hem de tarihimize karşı en büyük borcumuzdur.”
Bu sözlerin ardından söylenecek tek bir söz var
İlkeli Siyasetin Güçlü Sesi: Abdullah Güler
Kalın Sağlıcakla





