
Geçtiğimiz hafta bir yılda bir kulübün başına gelebilecek bütün kötülükler Sivasspor’un başına geldi diye yazmıştım. Madde madde de sıralamıştım. Böylesine sabır testinden geçtiğimiz bir sezonda iyi şeylerin de olduğunu görmemiz ve teselli olmamız lazım. Sakin kafa ile durup düşününce onları da görüyor insan.
Bu son süreçte bizi teselli eden şeylere şahitlik ettik. Örneğin; bundan bir iki sene önce bu yönetim bıraksa kulübün akıbeti ne olur, alan olur mu yoksa yine divanlar dönemi mi başlar diye düşünüyorduk. Geçtiğimiz sezon sonunda yönetim çekildi ama böyle bir şey olmadı. “Ben hazırım, ben alırım” diyen birden çok insan çıktı meydana. Çıkanlar içinden seçtiğimiz başkan üç ay içinde bırakıp kaçtı, yine kriz çıkmadı. Başkan vekili ve yönetim “biz buradayız ve kulübün başındayız” dedi. Bu süreçte “ben işimin başındayım” diyen Burak Özçoban’ın yaptığı iyiydi. Ben oldum deyip havaya girmeden emektar insanlar ve şehrin yöneticileriyle istişare halinde görev yapması daha iyi. Eski başkanlar Bahattin Eken ve Mecnun Otyakmaz’ın transfer yasakları kalksın diye cebinden para vermeye devam etmesi iyi. Erdal Sarılar’ın para vermenin yanı sıra mevcut yönetime abilik yapması çok iyi. Hele yıllarca eleştirdiğimiz siyasilerin içinden çıkan Abdullah Güler’in Kulüp her sıkıştığında Afad ekibi gibi imdada yetişmesi çok çok iyi. Hepsinin bir araya gelerek güç birliği ile transfer tahtasını açacak parayı bulması mükemmel…
Son hatalarda Mehmet hocanın eldeki malzemeye göre sistemler geliştirmesi ve bunu sahada başarı ile uygulaması iyi. Sonuç alması çok daha iyi. Charısıs ve Özkan’ın olmadığı Okan’ın maçın onuncu dakikasında oyundan çıkmak zorunda kaldığı Bodrum deplasmanında oynan oyun iyiydi. Özgüven güzel, kırılmadan pes etmeden geri dönüş çok güzel, alınan üç puan ise harika…
Kısaca bu süreçte kriz yönetimini yapabildiğimizi de gördük. Bu haftadan itibaren Teknik ekip sorununun krize dönüşüp dönüşmeyeceğini, tahtayı açıp transfer yapıp yapamayacağımızı, düştüğümüz yerden geri kalkıp kalmayacağımızı test edeceğiz… Bu süreçte kimsenin mazereti yok, herkes üzerine düşeni yapmalı. Birimiz eksik olsak olmaz, hep birlikte geri dönmeliyiz. Sonunda da biz yaptık, birlikte yaptık, biz büyük bir camiayız diye gurur duymalıyız.




