reklam
reklam
DOLAR 32,1920 % 0.03
EURO 34,9974 % 0.01
STERLIN 40,9642 % 0.07
FRANG 35,3836 % 0.1
ALTIN 2.510,50 % 0,00
BITCOIN 71.400,02 6.503

Kaybolan gençlik, tükenen umutlar

Yayınlanma Tarihi :
Kaybolan gençlik, tükenen umutlar

Türk milletinin geçmişi 2500 yıl öncelerine dayandırılırdı. Arkeologların yeni keşifleri ve tarihçilerin iddiacına göre milletimizin geçmişi 10 bin yıl gerilere kadar uzandırıldı. Bence rabbimizin yeryüzünde kılıcı olarak seçtiği bu millet hazreti Nuh’un oğlu Yasef’ten günümüze kadar imanı, adaleti, cesareti, töresi, kültürü ve karakteri ile hüküm sürmüştür. Bu süreç içerisinde birçok badireler atlatan milletimiz değerleri ile küllerinden doğmuş her yıkılışın ardından daha güçlü bir şekilde ayağa kalkıp, rabbimizin bize yüklediği misyonu taşımaya devam etmiştir.

Osmanlı’nın son dönemlerinde iyice zayıf düşen Türk, son bir asırdır daha güçlü bir şekilde ayağa kalkma mücadelesi verirken alemde küfür artmış, zulüm artmış. Türk, cihanın huzur ve refahı için mazlum milletlerin yeniden beklentisi olmuştur. “Türkler geliyor” ifadesi kulaklarda özlem halini almıştır.

Bugün burnumuzun dibinde, rabbimizin lanetlediği Yahudiler,  sırf Müslüman oldukları ve topraklarını işgal etmek istedikleri için çoluk çocuk demeden, kadın ihtiyar demeden binlerce insanı katletti. Kudurmuş köpekler gibi salyalar akıtarak cinayetlerini sürdürmektedir. Yaralıların tedavi görmeden ölmeleri için hastaneler bombalanmakta, masum siviller açlık ve susuzluğa terk edilmekte, kuru bir ekmek için toplanan karnı aç çocuklar bombalarla şehit edilmektedir. Diğer dünya milletlerinin sessizlik ve duyarsızlığından cesaret alan katil ülke İsrail, her geçen gün zulmün boyutunu arttırmaktadır.

Peki, mazlum milletlerin umudu Türk ne durumda?

Yeryüzünde Allah’a kılıç olacak nesilleri yetiştirecek kadın, TV karşısında irin akıtan kadın programları ile akıl almayacak ahlaki sapkınlıkları belgesel tadında izlemekte, git gide inanç, örf ve adetlerinden uzak, popüler cehaletinde verdiği şımarıklıkla dünyada olup bitenlerden bir haber.

Erkek, paranın kulu olup kazanma veya elde ettiklerini kaybetme korkusu ile her türlü onursuzluk ve teslimiyete gebe.

Genç, halk otobüsünde engelli ve yaşlı bir çifti öldüresiye dövebilecek kadar şuursuz, cani ve ahlaksız. Okulda öğretmenine her türlü ahlaksızlığı yapabilecek radar rezil, sigara ve uyuşturucu batağında her gün eriyip gitmekte. Milli değerlerinden haberdar bile değil.

Elbette ki bu ağır ithamlar bir genelleme değil. Herkesi ve her kesimi kapsaması da mümkün değil. Ancak gidilen nokta, mide bulandıracak yüzlerce örnekle çeşitlendirebileceğimiz kadar kötü ve karanlık.

Bugün mazlum milletler zulüm altındayken biz bu noktada olamayız. Bu zulme dur deyip yeniden aleme nizam getirmek için kendimize gelip özümüze dönmek zorundayız. Ülkemizin yerli savunla sanayi, uzay araştırmaları gibi bizlere gurur veren projelerinden daha elzem olanı, ahlaklı bir nesil yetiştirmek olmalıdır. Kaybedilen gençliğin kazanılması, sadece okul ve aileye indirgenecek kadar basit bir mesele değildir. Artık bu milli bir devlet politikası haline getirilmedir.

Ahlaklı nesilleri yetiştirmenin yolu elbette ki anne ile başlar. Bence bunun sağlanmasında atılacak en küçük ve basit adım kadın programlarının yasaklanmasıdır.

YORUM YAP