reklam
reklam
DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

Milliyetçilerin iktidarı mı, milli yönetim mi?

Yayınlanma Tarihi : Google News
Milliyetçilerin iktidarı mı, milli yönetim mi?

İktidar bir milliyetçi için amaç değil milli politikaların işletilmesi için sadece bir araç olabilir. İktidar olabilmek için çizgisinden sapan, taviz veren kimseler milliyetçilikten söz edemez. Bir milliyetçinin ideali kişisel veya örgütsel çıkarlar değil milletinin ortak çıkarlarıdır. Bu yolda söylem ve simgeleri maskeleyip şahsi veya örgütsel çıkarlar için iktidar hedeflemek bu millete yapılabilecek en büyük ihanettir.
Şahsen politikadan, parti siyasetinden ve ilmi siyaseten çok haz etmem. Bir dava adamı olduğumu da söyleyemem. Dava adamı olmak öyle hiçte sanıldığı gibi kolay bir iş değildir. Ancak öksüz bir ülkücülüğüm var. Turan gibi bir sevdaya kapılmış, ülkücü gibi yaşamaya gayret gösteren, kendimi milliyetçi çizgide gören bir ferdim.
Maksadım siyaset yapak değil. Maksadım seçim arifesi net olmak, açık olmak, eğilmeden bükülmeden, hiç kimseden çekinmeden tarafımı ortaya koymaktır. Her ne kadar yalanlar yumağı olsa da siyasetinde bir omurgası olması gerekir. Siyasetçi kadar seçmende omurgalı olmalı. Omurgasız seçmen kitlesinin siyasetçilerden dürüstlük beklemesine çıkarcılık olur.
Beni bilen bilir. Bu dava için canlarını feda etmiş şehitlerimizin hatırasından dolayı genel seçimlerde MHP’den başka bir partiye oy vermem mümkün değildir. MHP dışında sadece, AK Parti Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı’ya 2. döneminde oy verdim. MHP-CHP arasındaki Ekmelettin ortaklığında oy kullanmadım. O ortaklığa destek vermedim.
Bu seçimde ise her zaman olduğu gibi genel seçimde oyumu MHP’ye, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise ilk kez Recep Tayyip Erdoğan’a oy vereceğim. İlk kez diyorum çünkü birkaç yıla kadar hatayı bulduğum, ihanet çizgisinde gördüğüm birçok iç ve dış kararına şiddetle muhalefet ettim, sürekli eleştirdim. Bu eleştiriler başıma hep dert açsa da ülkem ve milletim için hep eleştirdim.
Peki neleri eleştirdim; Türk kimliğinin tartışma konusu yapılmasını, idamın kaldırılmasını, FETÖ yakınlaşmasını, çözüm sürecini, AB uyum yasaları çerçevesinde çıkartılan milletimizin değerleriyle bağdaşmayan yasaları, mayınların temizlenmesini, Suriye politikalarını, Ergenekon, Balyoz saçmalıklarıyla ordumuzun yıpratılmak istenmesini, kamuda yolsuzlukları, personel alımlarındaki adaletsizlikleri, gelir dağılımındaki makasın açılmasını, kamu israfını, gereksiz borçlanmayı, liyakatsiz kişilerin yetkilendirilmesini vs vs vs. Hiçbir paylaşımımı kaldırmış değilim. Tüm yazıp çizdiklerim halen yerinde durur.
Peki bugün beni Recep Tayyip Erdoğan’a oy vermeye iten sebepler nedir? Yazımın başında belirttiğim gibi bir ülkücü için iktidar ancak hedefleri için bir araç olabilir. Ülkücülük iktidar olmak için araç haline gelirse ortada amaç kalmaz. Bugün ki iktidar her ne kadar geçmişte eleştirdiğim, yolsuzluk, adaletsizlik ve liyakatsizlik gibi yanlışları sürdürüyor olsa da geçmişte ihanet olarak nitelendirdiğim çizgiden milli bir çizgiye taşınmıştır. İhanet boyutuna varan yanlışlardan ve kadrolardan uzaklaşılarak milli çizgide politikalar geliştirilip uygulanmaktadır. Yerli ve milli silah sanayisi, kendi enerjimizi kendimiz üretme noktasında ortaya koyduğumuz dirayet, sınırlarımızın dışında gösterilen kararlılık, KARABAĞ, Türk kimliğinin hak ettiği yere taşınması, emperyallerden kopuş ve tam bağımsızlık yolunda atılan önemli adımlardır.
Cumhuriyetin kuruluşundan sonraki dönemde, Atatürk yönetiminden sonra, hiç bu kadar bağımsızlık noktasında güçlü bir duruş ortaya koymamıştık. Hiç bu derece bizi avuçlarının içerisinde tutmak isteyen emperyallerden uzaklaşmamıştık. Kendi politikalarımızı üretme ve kendi kararlarımızı alma noktasında hiç bu kadar özgür olmamıştık. Herkes fark etmiyor olabilir. Türkiye artık bir çiftlik değil ve her isteyen bu coğrafyada ve yakın coğrafyalarımızda istediği gibi at koşturamıyor.
Maalesef bugün gelinen noktada halkımızın her kesimi bu süreçten menün olup devamından yana irade göstermesi gerekirken, bacakları sakat bir masanın etrafında toplananlar tüm bu kazanımları dinamitleyip ülkeyi yeniden bağımlı hale getirmek için gayret göstermekte. Bu nedenle tarafım bu kazanımların devam etmesinden ve Türkiye’nin tam bağımsızlığından yanadır. Kararım açık ve nettir.

YORUM YAP