reklam
reklam
DOLAR 32,1872 % 0.08
EURO 34,8916 % -0.29
STERLIN 40,9950 % 0.08
FRANG 35,1619 % -0.38
ALTIN 2.463,20 % -1,59
BITCOIN 69.705,92 0.013

O çocuklar artık büyüdü

Yayınlanma Tarihi :
O çocuklar artık büyüdü

Yaratana defalarca ihanet eden İsrailoğulları yine yaratan tarafından lanetlermiş bir millettir. Dünyanın çeşitli bölgelerine dağılan İsrailoğulları 19. Yüz yılda tahrif edilmiş Tevrat’ta ki bazı ifadelerden yola çıkarak Arz-ı mev’ut hayaliyle, bir kısmı Türkiye yer alan Fırat nehri ile Nil nehri arasında büyük İsrail devletini kurmak için harekete geçti. Günümüze kadar uzanan proje Yahudi hahamların bölgede yaşayan Müslüman Filistinlilerden toprak satın almasıyla başladı. Toprak satışı Filistinlilere cazip geldi. Bu satış İsrail devletinin kurulduğu 1944 yılına kadar sürdü. 1944’deyahudiler Filistin topraklarının yüzde 6’sına sahip oldu. Daha sivillere yönelik şiddet, orantısız güç kullanımı ve uygulanan ambargolarla bugün neredeyse toprakların yüzde 90’ına hakim olup Filistinlileri kendi topraklarında azınlık haline getirmiştir. Filistinlileri topraklarından tamamın çıkartarak Büyük İsrail devletine doğru adım adım yürümek istemektedir. Bu bize apaçık Türkiye’nin topraklarının bir kısmının İsrail’in hedefleri arasında olduğunu gösteriyor.
19. Yüz yılda İngiltere’nin yardımlarıyla bugün ki İsrail topraklarına yerleşen Yahudilere maalesef bir destekte dönemin Osmanlı padişahı Abdülhamit Han tarafından sağlanmıştır. O dönem İsrailoğulları’nın başında bulunan Herzl padişah ile görüştükten sonra Filistin’de ilk Yahudi yerleşimleri kurulmaya başlandı. Cennet mekan padişahın bu yaklaşımı, o dönem dünyada zülüm gören Yahudilere bir yardım eli olarak nitelendirilebilir. O dönem o toprakların Osmanlı mandasında olduğunu ve o dönemki konjonktürü ele alırsak bu durumu daha net analiz edebiliriz.
Ve yine maalesef diyorum, Türkiye, Müslüman ülkeler arasında İsrail’i tanıyan ilk ülkedir. Türkiye’nin İsrail’i Mart 1949 tarihinde tanıdı. O dönem ülkenin başında İnönü vardı. İsrail ile ilk yakın ilişkiler ise Menderes döneminde başladı. 1958’de İsrail Başbakanı David Ben-Gurion ve Türkiye Başbakanı Adnan Menderes ile buluşarak; halkla ilişkiler kampanyaları, istihbarat paylaşımı ve askeri destek anlaşmaları yaptı. Türkiye, Tel Aviv’de temsilcilik açtı. Daha sonra misyon temsili elçilik düzeyine yükseltildi.
Yakın tarih dilimi içerisinde kalan gelişmeleri zaten bu yazıyı okuyan birçok kişi yakından bilmektedir. Hepimizin hafızalarında füzelere karşılık kendini taşla savunan gençlerin görüntüleri tazedir. Babası, kardeşi yanında ölenler, zorla evlerinden çıkartılanlar, ibadet yaparken başında bomba yağdırılanlar. Filistinliler her ne kadar topraklarını satarak lanetlenmiş bu milleti başlarına bela etseler de karşı karşıya oldukları orantısız güç kullanımı, yaşatılan zülüm nedeniyle dünyanın yardım ve desteğine muhtaçtır. Türkiye olarak biz ise sıra bize geleceği için bu yardıma mecburuz.
Evet, bir zamanlar İsrail kurşunlarından korunmak için duvar dibine sığınmışken babası yanında katledilen o çocuk, o çocuk bugün büyüdü. Her ne kadar birçok Filistin eylemi yeni İsrail işgallerinin önünü açmak için yine İsrail tarafından planlanmış olsa da 7’den 70’a Filistinliler tarafından başlatılan bu son hareket, dünyadan da destek görürse neticesi tüm Dünyanın hayrına olabilir. Kahramanlar “ya hep ya hiç” der. Bu ya hep ya hiç mücadelesidir. Kendileri dışındaki tüm milletlere zulmü reva gören bu lanetlilere belki de hadlerini bildirmenin vakti gelmiştir.

YORUM YAP