
Kurumsal her yapıda olduğu gibi futbol kulüplerinin de bir planı, bir vizyonu, bir misyonu olur. Sezon öncesi takım planlaması yapılırken neler öncelenecek, kimler gelecek, kimler gidecek, gelecek gidecek oyuncular nasıl bir sistem için gelecek hepsi bir futbol aklı tarafından planlanır ve o plan dahilinde hareket edilir. Bu sezon Sivasspor’da bir plan var mı bilmiyorum, göremiyorum da. Bilen gören varsa söylesin. Transfer tahtası neden açıldı? Nasıl açıldı? Neden kadrodaki genç futbolcular satılarak yaşlılar transfer ediliyor? Neden maliyetli futbolcular kafasına göre takılırken neredeyse bedava oynayanlar satışta anlamış değilim.
Bu sezon tüm bu olup biteni kim yapıyor o da aşikâr değil. Başkan mı, sanmıyorum. Yönetim içinden bir komite mi, olamaz çünkü yönetim içinden böyle bir planlama yapacak bir grup çıkmaz. Hoca mı, muhtemeldir. Daha doğrusu Hoca ve kankası olduğu menajeler yönlendiriyor gibi sanki. Başka türlüsünde bir kulüp Emirhan’ı satıp Süleyman Özdamar’ı, Okoronkoyu satıp Amılton’u, Bekir’i satıp Barak’ ı almaz. Taraftar Sivasspor tahtayı açtı diye sevinmişti, boşuna sevinmiş. Bu sezon en azından devre arasına kadar tahta hiç açılmasa bundan daha iyiydi. Yani Emirhan, Okoronko, Bekir kalsa, Amılton, Burak, Süleyman, Salih hiç gelmese hem maddi hem sportif daha kardaydık.
Tüm bu olup bitene bakınca insan plan ne diye sormak istiyor. Hemen akabinde de bu kafa için satış sırasında kim var diye sormak gerekiyor. Sırada kim var? Mert Çelik ile Kamil Fidan mı? Onları da satıp takımı tamamen veteranlar kulübü mü yapacaksınız? Bir başka soru da şu sizden öncekilerin takıma kazandırdığı genç futbolcuları tek tek satarken Teknik heyet geleceğin gençlerini neden görmezden geliyor? Neden artık antrenmanlara dahi almıyor? Bin bir emekle yetiştirilen genç çocuklar neden heder ediliyor, kazanmanın yolu aranmıyor. Madem para şu an her şeyse Sivasspor bu gençleri kazanmak zorunda değil mi?
Soru çok ve maalesef şu anda tatmin edici bir cevap da yok. Kafamda deli sorularla izlediğim Manisa maçına gelince… Mevsim yaz saat: 21.30’da 23 derece ısı, gökte mehtap kısaca bir ömürde en fazla üç beş kez yaşayabileceğimiz bir imkan. İnsan istiyor ki tribünler tam dolsun, festival havasında çok güzel birkaç saat geçirip geleceğe anı olarak bırakalım. Lakin böyle olmadı tabi… Tribünlerde her zamanki gibi üç beş bin taraftar ağustos akşamına renk kattı.
Sivasspor maça iştahlı başladı, oyunu rakip yarı alana yıktı, atak üstüne atak tazeledi, herkes bugün iyi başladık gol geliyor duygusunu hissetti. 17. dakikada topu altı pasa kadar o kadar güzel getirdik ki gol olması için Manaj’cığımın sadece dokunması yetti. Herkes rahatladı, keyifler demlendi ancak ilginç bir şekilde tribünlerle birlikte sahadakiler de rahatladı. 20.dakikadan sonra oyunun kontrolünü tamamen eline geçiren Manisa üst üste Sylla ve Toure ile öyle iki pozisyon kaçırdı ki herkes ne oluyoruz diye birbirine baktı. Kaçan bu iki pozisyondan sonra iki kere sıçrayan çekirge üçüncüde düştü O Sylla 33’de durumu eşitledi.
Şans maçı 37’de bir kez daha penaltı ile ayağımıza getirdi ilk yarı 2-1 bir bitti.
İkinci yarıda her iki teknik adam hamlelerini yaptı. Sahaya bakarken herkes Manisa ekibinin topu daha hızlı, daha garanti çevirdiğini gördü. Bunun doğal sonucu olarak da 65’te eşitlik geldi. İki kere öne geçtiğimiz maçı yine kazanamadık. İşin özü başta da belirtiğim gibi plan yok plan, her şey doğaçlama. Saha dışında olduğu gibi saha içinde de uygulanabilir bir planımız yok. Sıfır sıfırı nasıl oynayacağız, bir sıfırı nasıl oynayacağız, öndeyken nasıl savunacak, gerideyken nasıl hücum edeceğiz belli değil.
Olsun bunların ne önemi var ki! Manaj gol attı ya… Üç maçta iki puan almışız, maç kazanamamışız bunların bir anlamı yok. Açın sesi hep birlikte söyleyelim “BİZDEN BİR TANE DAHA YOK”…




