
Bir haftadır gündemin birinci maddesi Sivasspor. Her ortamda konu bir şekilde Sivasspor’un ne olacağına geliyor. Kime rastlasam “Sivasspor’a kim başkan olacak?” diye soruyor. Keşke bu ilgi sezon içinde tribünlere de yansısa diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Maalesef Sivasspor platonik aşkı çok olan bir yiğit.
Yine aynı gündem üzerine senaryo yazanlar, nabız yoklayanlar da yok değil. Kimi diyor ki ‘İstanbul’da bir zengin varmış, o gelip alacakmış’. Kimi de diyor ki “Ankaralı bir iş adamı talipmiş.” Böyle bir şey olur mu? Çok olası görmüyorum. Olmasını da istemem. Zira bu konuların bu yöntemle halledilemediğini çok görmüş birsiyim. Kaldı ki bu yöntem 1980’lerin yöntemiydi. 1990’ların ilk yarısına kadar Anadolu takımları İstanbul’dan paralı yönetici bekler, başkanlığı da onlara verirdi. Türk halkı siyasette olduğu gibi sporda da kurtar bizi baba mantığı ile hareket etiği için bir arpa boyu yol alamadı.
90’ların ikinci yarısından 2005’e kadar ise belediye başkanlarının kulüp başkanı olması modaydı. Ortada kalan kulüpleri taraftar baskısı ile belediye başkanları alır götürürdü. Rahmetli Osman Seçilmiş böyle başkan olmuştu. Günümüzde bu yöntemler artık mümkün de değil, çare de değil. Olay çok başka yere gitti. Artık belediye başkanları kanunen kulüp başkanı olamıyor. YASAK…
Kulüplerin mali yükünü omuzlayacak kadar zengin biri gelmiyor İstanbul’dan. Bir insan ne kadar zengin olursa olsun bir kulübe vereceği para sınırlı. Günümüz kulüp bütçeleri içinde bir kişinin vereceği para devede tüy kadar yer kaplıyor… Yani o yöntemle Sivasspor düze çıkmaz hatta daha da kötü olabilir. Şu da bir gerçek ki şu ana kadar adayım diyen kimse çıkmadı. Anlaşılan başa dönüyoruz. İş divana doğru gidiyor gibi. Bu sezon da ne kadar erken hareket edelim diye çırpınsak o kadar geç kalacakmışız gibi bir his var içimde.
Şimdi ne olmalı? Benim önerim şudur: Birçok şehirde kulüplere yönetim yapılırken ya paralı insanlar bulunur, bilenler bulunamaz. Bazen de bilenler bulunur, parası olan bulunamaz. Biz bu konuda şanslıyız. Parası olan ve bu parayı Sivasspor ile paylaşacak kadar seven, aynı zamanda da kulüp yönetimini bilen insanlarımız var. Tek dezavantajımız biz onları fazla yıprattık. Bunu tolere etmek için de kamu yöneticilerinin onları daha fazla yüreklendirecek inisiyatif alması lazım. ‘Arkanızdayız, size daha fazla destek olacağız demesi halinde iyi bir başkan, iyi bir yönetim oluşturabiliriz.
Asıl görev ise o yönetim oluştuktan sonra başlamalı. Kamu yöneticileri Sivasspor’un bir daha asla divanda kalmayacağı yolu açmalı. Sabit gelir oluşturmalı. Osman Seçilmiş Sivas Spor Vakfı’nı bu amaçla kurmuştu. Ondan sonra gelenler o vakfı büyütemediği için Sivasspor’un sabit geliri sadece bir benzinlikle kaldı.
Bugünkü kamu yöneticilerimiz bu vakfı büyütmeli. Belediye eski köy garajlarının yerini veya eski basın sitesinin yerini Sivasspor vakfına versin. Oralara inşa edilecek dükkân, iş merkezi vs. gelir elde edilir. Valilik Hamidiye Parkı’nın yanında bir benzin istasyonu yaparak vakfa tahsis etsin. Sayın Güler başkanlığında vekiller millî emlaktan uygun bir arazi tahsisi sağlayarak GES yapılmasını sağlasın. Bunların gelirleri çok şey halleder. Bunlar sadece örnek, başkaları başka şeyler de yapabilir. Şu anda vakfın Yönetiminde Cahit Püşman, Ahat Türkmenoğlu Salim Kılıç gibi isimler var. Bunlara vali, belediye başkanı ve milletvekilleri doğal üye olarak katılsın, vakfın gelirlerinin Sivasspor tarafından doğru kullanılıp kullanılmadığını da denetlesin…
Bu yöntem hayata geçmez ise sürekli başa döner ve bir ileri gitsek iki geri gideriz. Çok zor değil sayın vali, sayın başkan, sayın vekiller yapabilirsiniz. Bu kalıcı hizmet sizden olsun…




