reklam
reklam
DOLAR 32,2220 % 0.12
EURO 35,0410 % 0.07
STERLIN 41,0018 % 0.11
FRANG 35,3816 % 0.09
ALTIN 2.501,56 % -0,35
BITCOIN 70.968,40 5.741

Sonuna Dikkat

Yayınlanma Tarihi :
Sonuna Dikkat

Yabancılar meselesi, ciddi ciddi  toplumsal bir travmaya, hızla bir bilinmeze doğru gidiyor, eğer doğru tespit yapılıp, doğru önlem alınmazsa sonunun hiç iyi bitmeyeceğini şimdiden söyleyelim. Birkaç defa da bu konuda yazdığımızı biliyorum.

Dün İstanbul’da bir öğretmenimiz, bugün Afyon’da bir çiftçimiz, ülkemizde bir şekilde bulunan, statülerini henüz bilmediğimiz kişiler  eliyle öldürüldü.  Hatta bilemiyoruz detayını ama Afyon’daki cinayete gizlilik kararı alınmış. Bu karar niçin ve neden alınmıştır onu da ayrıca tartışmak lazım. Belki bu tip olaylar belki vakayi adliyedendir. “Dün de olmuyor muydu?” diye soranlar çıkabilir.  Ama asıl dikkat çekilmesi gereken bu değil. Mesele şu.. Sığınmacıların, mültecilerin, zorunlu göç unsurlarının  başıboş, kontrolsüz bir şekilde, kimin nerede ne olduğunun bilinmediği bir şekilde bu vatanın her bölgesinde bu şekilde yaşam sürüyor olması , hayatın olağan akışına uygun değildir.

Bırakın bir Avrupa ülkesini, Hac vazifesi için bile Arabistan’a  giden Türk hacıların bile, nasıl muameleye tabi olduğunu, kuralların nasıl harfiyen uygulandığını  iyi kötü biliyoruz.

Bu kadar başıboşluk, sorumsuzluk, kontrolsüzlük doğru değil ve son derece tehlikelidir.

Devlet büyüklerinin en kısa, en seri ve en şiddetli bir şekilde bu otoriteyi sağlamak gibi anayasal bir görevleri vardır. İleride telafisi imkanız hasarlara enden olabilecek ve toplumsal travmanın farklı fraksiyonlara evrilebileceği unutulmamalıdır.

Beka sorunu diye tanımlanabilecek yegane kavram aslında budur. Sorun bu kadar insanın bu topraklarda bulunması değil, nasıl bu kadar insanın bulunabildiği, denetim ve kontrollerin neden aksadığı, sınırlarımızın, Rahmetli Kemal Sunal’ın Propaganda filminde olduğu gibi, iki tane tahtayla  korunup korunmadığıdır. Bu durum, ensar-muhacir tanımlamasının çok mu çok ötesine geçmiştir. Dileğim, tez zamanda, bu durumu kontrol altına alması gerekenlerin bir şeylerin farkında olmasıdır.

ÜÇ SANDALYE

Siyaset terminolojisinde meşhurdur üç mektup hikayesi. Koltuğa gelince yazılmaya başlanan mektuptan, koltuğu terk ederken yazılan üçüncü ve sonuncu mektup hikayesi vardır bu hikayede..

Merhum Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’den aklımda kalmış. Değilse de, mekanı cennet olsun, ondan dinlediğimizi varsayalım.

Şimdi de, bu terminolojiye bir terim daha eklendi. Üç Sandalye.

Geçtiğimiz günlerde, Yerel seçimlerden zaferle çıkıp, 22 yıllık Ak Parti iktidarını sandıkta geride bırakan ana muhalefet Partisi lideri Özgür Özel’in, Cumhurbaşkanımızla olan buluşmasında dikkatleri çeken bir boş sandalye görüntüsü vardı.

Her ne kadar Özgür Özel Cumhurbaşkanının sağında kalıyor olsa da, sol kısımda bir boş sandalye(Koltuk) vardı.

Medyada içerik analizi, algı, küçük Amerikancılık, Başkanın Adamları gibi gündem kurma ve subliminal mesaj tekniği üzerine ihtisas sahibi olduğum konusunda tevazulu değilim ukalalığı yapmayacağım ama..

O sandalye mesajı kime  peki?

a)Fatih Erbakan’a

b)Ekrem İmamoğlu’na

  1. c) Devlet Bahçeli’ye
  2. d) Hepsi’ne

Onların bildiği kadar, bizlerin herhalde unuttuğu vardır. Ama söyleyeyim. Üç mektup hikayesinde, son mektup yanındakileri satmaya matuftur.

Bu arada, siyaset; seyislikten gelir.

Sağlıcakla kalın..

YORUM YAP