
Ve sezonu kapattık. Daha ilk düdük çalmadan koyulan hedeflerin epey uzağında kaldık; yirmi takımlı birinci ligi tam orta sırada, puan tablosunun göbeğinde bitirdik. Ne zirve yarışına ortak olabildik ne de düşme hattına girdik. Açıkçası sezonun büyük bölümünde “oyunu tutalım, riske girmeyelim” anlayışıyla, temposu düşük bir maç gibi kendi yağımızda kavrulup gittik.Sezon içinde grafik bir türlü stabil olmadı. Bir hafta üç puanı haneye yazdırıp moral bulduk, ertesi hafta amatörce yapılan bireysel hatalarla puan kaybettik. Bazen küme hattına yaklaşmanın stresini yaşadık, bazen de “acaba play-off hattına sokar mıyız?” diye umutlandık. Kadro mühendisliği tartışıldı, teknik direktör tercihleri sorgulandı. Yönetim tarafında borç açıklamaları, kaynak arayışları derken kulübün üzerindeki baskı arttı.Tribünde her zamanki gibi sitemkâr ama haklı Yiğidolar vardı. Bütün bunlar üst üste gelince, bir zamanlar futboluyla alkış alan o dişli Anadolu takımı görüntüsünden de ister istemez uzaklaştık.Bandırmaspor maçına gelecek olursak… İlk onbir de iki yabancı oyuncu kulübe de ise beş yedek oyuncu ile çıktık. Rotasyonun mecbur ve bol olduğu, temposu düşük, daha çok formalite kokan bir karşılaşmaydı. Maça daha çok ihtiyacı olan taraf istediğini aldı. Sivasspor cephesinde ise skorun çok da öncelikli olmadığı, “90 dakika bitsin de sezonu kapatalım” havası hakimdi. Böyle bir maçın ardından “kim neyi doğru yaptı” gibi teknik-taktik analizlere girmek de çok anlamlı olmaz. Zaten sahadaki enerji bunu pek davet etmiyordu.Şimdi gözler kongrede. Yeni başkan adayı çıkar mı, yönetim nasıl şekillenir, İsmet Taşdemir ile devam edilir mi, kadroda nasıl bir revizyona gidilir… Hepsi şu an muamma. Transfer politikası ne olacak, hangi mevkilere takviye yapılacak, hangi oyuncularla yollar ayrılacak; bunların cevabı henüz yok.Özetle konuşacak çok şey var ama şuan yok . Sezon bitti, beklentiler yarım kaldı. Tribünün de, takımın da enerjisi düştü. Ama futbol böyle; düdük çalar, maç biter, sonra yeniden başlar. Şimdi yine kolları sıvama zamanı. Alışmakta zorlandığımız bu ligde bir yıl daha misafirlik yapıp, doğru oyun planıyla, daha dirençli bir kadroyla sahaya çıkmak şart.
Sivas şehri nerede olması gerektiğini biliyor. Bu camia, doğru hamlelerle oyunun ritmini eline almasını da bilir. Bir yıl daha bu ligde kalacaksak, bu kez topa daha çok sahip olan, oyunu rakip yarı sahaya yıkan, mücadele gücü yüksek bir takım izlemek istiyoruz. Ve en önemlisi, yeniden o “Anadolu’da söz sahibi” günlere dönmek için herkesin taşın altına elini koyması gerekiyor.




