
Birçok alanda kutuplaşmanın yaşandığı ve fikir ayrılıklarında ortanın bulunamadığı ülkemizde, uçlarda seyreden keskin fikir ayrılığına birde sokak hayvanları eklendi. Başı boş sokak hayvanlarının saldırıları sonucu insanlar ölürken bir yandan da sokak hayvanlarına yönelik inşan şiddetine şahit oluyoruz. Her ikisini vicdanlar kabul etmese de tarafların uçlarda mücadele vermesi, karşı fikri dinlemeye tahammül edememesi çözüm arayışlarının önünü tıkıyor. Bir kesim sokakta başı boş hayvan istemezken diğer bir kesim ise ölen insanları yok sayarak, sokakların başıboş hayvanların doğal yaşam alanları olduğunu savunup barınaklara bile şiddetle karşı çıkıyor.
Yıllardır çözülemeyen bu problem bugün ülkemizin çözüm bekleyen en önemli meseleleri arasında yerini aldı. Peki bu mesele günümüzün meselesi midir? Geçmişte başı boş sokak hayvanları mesele haleni alınca ne gibi tedbirler alındı. Öncelikle bundan bahsetmek yazımı daha anlaşılır kılacaktır.
Sultan II. Abdülhamid han döneminde de başı boş sokak köpekleri ciddi bir mesele oluşturdu. Ancak Abdülhamid han toplu itlaf yerine, başı boş sokak hayvanlarının neden olduğu kuduz vakalarının çözümüne yönelik çalışmalara imza attı. Fransa ile iş birliği yapılarak coğrafyamızın ilk kuduz merkez olan Darü’l-Kelb’i kurdurdu. Ancak Abdülhamit han tahttan indirildikten sonra, tarih bilmez cahiller tarafından Abdülhamit hana atıfta bulunulan hayırsız ada olayı gerçekleşmiştir. Eleştirilerin hedefi olan bu olay İttihatçıların yönetiminde gerçekleşmiştir.
Başı boş sokak meselesi Atatürk döneminde de baş gösterdi. Ölümler ve artarak kuduz vakaları üzerine Atatürk’ün de rızası 13 Haziran 1932 tarihli resmi gazetede duyurulan kararla; sahipsiz sokak köpeklerinin itlaf edilmesi ve sahipli köpeklerin sokaklarda başıboş ve ağızlıksız gezdirilmesinin yasaklandığı duyuruldu. Bu kararın ardından sayısı tam olarak bilinmemekle birlikte sahipsiz köpekler itlaf edildi.
Tarihsel süreçte idarenin başıboş köpeklerle ilgili bir takım radikal kararlar alarak uyguladığını görüyoruz. Peki şimdi bu kararlar neden alınıp uygulanamıyor? Bu kez arenada “mama lobisi” olarak adlandırılan, sosyolojik ve psikolojik açıdan tanımlanamayan, kendilerini hayvan severler olarak adlandıran ilginç bir topluluk var. İstişareye kapalı, linç kültüründen beslenen ve linç sistemi ile isteklerini hem idareye hem de topluma dayatan bir kesim. Linç diyorum çünkü bu kesim, hoşlarına gitmeyen bir fikir ortaya atıldığında, özellikle sosyal medya üzerinden, kartopu etkisi haline dönüştürdükleri linç girişimi ile baskı, korku ve yıldırma politikası yürütüyorlar.
Peki bunu neden yapıyorlar? Bunun birçok sebebi olabilir ama atlanmaması gereken çok önemli bir husus var. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporlarında sokak hayvanları için yardım toplayan derneklerin kazalarında yüz milyonlarla liranın işlem gördüğüdür. Sokak hayvanları üzerinden dönen para akıl alır gibi değildir. Bu nedenle bu kesimlerin bu para dönüşünün kesilmemesi için barınakları ve kısırlaştırmayı istemedikleri düşünülebilir. Sürecin neden tıkandığı sorusunun cevabı burada aranmalıdır. Bazı siyasi partilerin işi çıkmaza sokma çabası ile basit ve ucuz siyasetle ifade edilebilir.
Başıboş sokak hayvanlarının kendilerinde haklarını insan canından kıymetli gören bu kesimin söylem ve ifadeleri anlaşılabilir gibi değil. Bu hayvanların sokaklarla yaşamaları gerektiğini savunurken, bu hayvanlar tarafından parçalanarak ölen insanların yok saymaları hiçbir mantıkla ifade edilemez.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre ısırma kaynaklı kuduz vakaları hızla artmaktadır. Köpek saldırıları ölen kişi sayısı ise sadece 2 yıllık periyotta 110 ile ifade edilmektedir. Elbette bu canlılar hayatlarını idame ettirebilmek için insanların yardımına ihtiyaç duymaktadır. İnancımız ve kültürümüzde bize bunu emretmektedir. Ancak hiçbir hayvanın canı insan canı ile kıyas edilemez. İnsan hayatına kasteden her türlü tehdit bertaraf edilmelidir. Bunun çözümü elbette itlaf olmamalı. En mantıklı çözüm, sahiplendirme, kısırlaştırma ve barınaklardır. Bu meselenin ortak çözümü budur. Bu çözüme karşı çıkanlarda iyi niyet, ahlak ve samimiyet göremiyorum.




